ve şahsiyesine ve beytiyesine ve karyesine ait lüzumlu vazifesini geri bıraktırmakla onları meraklandırıp ruhlarını serseri, akıllarını geveze ve kalplerini de hakaik-ı îmaniye ve İslamiyeye ait zevklerini, şevklerini kırıp havalandırmak ve o kalpleri serseri etmek ve manen öldürmek ile dinsizliğe yer ihzar etmek tarzında, kemal-i merakla onlara göre malayanî ve lüzumsuz mesail-i siyasiyeyi radyo ile ders verip dinlettirmek, hayat-ı içtimaiye-i İslamiyeye öyle bir zarardır ki, ileride vereceği neticeleri düşündükçe tüyler ürperir.
Evet, herbir adam vatanıyla, milletle, hükûmetle alakadardır; fakat bu alakadarlık muvak-kat cereyanlara kapılıp millet ve vatanı ve hükûmetin menfaatini bazı şahısların muvakkat siya-setlerine tabi etmek, belki aynı telakkî etmek çok yanlış olmakla beraber; o vatanperveklik, milletperveklik hissinden ve vazifesinden herkese düşen vazife bir ise, kendi kalp ve ruhundan idare-i şahsiye ve beytiye ve diniye ve hakezaa Çok dairelerden hakikî vazifedar olduğu hizmet ve alaka ve merak on, yirmi belki yüzdür. Bu ciddî ve lüzumlu bu