Divan-ı Harb-i Örfi Hürriyete Hitab

Yâ Rab! Ne saâdetli bir kıyamet ve ne güzel bir haşir ki, hakikatinin küçük bir misalini bu zaman bize tasvir ediyor. Şöyle ki:
Asya’nın ve Rumeli’nin köşelerinde medfun olan medeniyet-i kadîme hayata başlamış ve menfaatini mazarrat-ı muumiyede arayan ve istibdadı arzu edenler, -1- demeye başladılar. Yeni hükûmet-i meşrutamız mucize gibi doğduğu için, inşaallah bir seneye kadar, -2- sırrına mazhar olacağız. Mütevekkilâne, sabûrâne tuttuğumuz otuz sene Ramazan-ı sükûtun sevabıdır ki, azapsız, cennet-i terakki ve medeniyet kapılarını bize açmıştır. Hâkimiyet-i milliyenin beraat-i istihlâli olan kanun-u şer’î hâzin-i cennet gibi bizi duhule davet ediyor. Ey mazlum ihvan-ı vatan! Gidelim, dahil olalım. Birinci kapısı, şeriat dairesinde ittihad-ı kulub;

1 "Ne olurdu, ben bir toprak olaydım!" Nebe’ Sûresi, 78:40.

2 Beşikteki çocuk konuştu.