İşârâtü'l-İ'câz Bakara Suresinin beşinci âyetinin tefsiri

İkincisi : ’nin tekrarı, her iki saadetin gerek hidayete, gerek onların medih ve senalarına müstakil ve ayrı ayrı gayeler ve sebepler olduklarına işarettir. Fakat ikinci ’nin hükmüyle beraber, birinci ’ye işareti daha evladır.
Üçüncüsü : Zamirü’l-fasl olan ehl-i kitaptan olup Hazret-i Muhammed Aleyhissalatü Vesselama iman etmeyenlere bir tariz olmak üzere bu cümle ile yapılan hasrı tekit etmekle beraber, güzel bir nükteyi tazammun etmiştir. Şöyle ki:
Müpteda ile haber arasında bulunan zamiri, müptedayı, çok haberlere müpteda yapar. Ve bu gibi haberlerin tayinini de hayale havale eder. Yani haberlerin mahdut ve muayyen olmadığını hayale arz etmekle, hayali, münasip haberleri taharri etmeye teşvik eder. Nasıl ki Zeyd’i ele almakla "Zeyd alimdir, Zeyd fazıldır, Zeyd güzeldir" gibi Zeyd’in sıfatlarından çok hükümleri dizebilirsin. Kezalik ’den sonra gelen zamiri hayali harekete getirmekle "Onlar ateşten kurtulurlar," "Onlar Cennete girerler," "Onlar rüyete mazhar olurlar" ve daha bu gibi sıfatlarına münasip çok hükümleri ve cümleleri hayale yaptırır.
Dördüncüsü : * kelimesindeki hakikati tasvire işarettir. Sanki lisan-ı haliyle diyor ki: "Eğer müflihlerin hakikatini görmek istersen, ’nin aynasına bak, sana temessül edecektir." Yahut onların tayin ve temyizlerine işarettir. Sanki diyor: "Ehl-i felah olanları tanımak istersen, ’ye bak, içindedirler." Veya hükmün zahir ve bedihi olduğuna işarettir.
Beşincisi : Felah ve necat yollarını tayin etmeyen kelimesindeki ıtlak, tamim içindir. Şöyle ki:
Kur’an’a muhatap olan, matlupları ve istekleri muhtelif pek çok tabakalardır ki, bir kısmı ateşten necat istiyorlar, bir kısmı Cennete girmek istiyorlar, bir kısmı rüyete mazhar olmak istiyorlar. Ve bunlar gibi o tabakaların pek çok dilekleri vardır. Kur’an-ı Kerim, kelimesini amm ve mutlak bırakmıştır ki, herkes istediğini takip etsin.

• • •

* Kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.