İşârâtü'l-İ'câz Bakara Sûresinin otuz birinci âyetinin tefsiri

zamanda vücuda gelmiş veya gelecek herşeyi ifade ediyor. Buna binaen, gerek enbiyanın kıssa ve hikayeleri, gerek mucizeleri hakkında Kur’an-ı Kerimin işaratından fehmettiğime göre, HAŞİYE mu’cizât-ı enbiyadan iki gaye ve hikmet takip edilmiştir.
Birincisi: Nübüvvetlerini halka tasdik ve kabul ettirmektir.
İkincisi: Terakkiyat-ı maddiye için lazım olan örnekleri nev-i beşere göstererek, o mucizelerin benzerlerini meydana getirmek için nev-i beşeri teşvik ve teşci etmektir. Sanki Kur’an-ı Kerim, enbiyanın kıssa ve hikayeleriyle terakkiyatın esaslarına, temellerine parmakla işaret ederek, "Ey beşer! Şu gördüğün mucizeler, birtakım örnek ve nümunelerdir. Telahuk-u efkarınızla, çalışmalarınızla şu örneklerin emsalini yapacaksınız" diye ihtar etmiştir.
Evet, mazi, istikbalin aynasıdır; istikbalde vücuda gelecek icatlar, mazide kurulan esas ve temeller üzerine bina edilir. Evet, şu terakkiyat-ı hazıra, tamamıyla dinlerden alınan işaretlerden, vecizelerden hasıl olan ilhamlar üzerine vücuda gelmişlerdir. Evet:
1. İlk saat ve sefine, mucize eliyle beşere verilmiştir.
2. Kainatın ihtiva ettiği bütün nevilerin isimlerini, sıfatlarını, hassalarını beyan zımnında beşerin telahuk-u efkarıyla meydana gelen binlerce fünun sayesinde, -1- ayetiyle işaret edilen Hazret-i adem’in mucizesine mazhar olmuştur.
3. Bütün san’atların medarı olan demirin yumuşatılıp kullanılması sayesinde icad edilen bu kadar terakkiyatla nev-i insan, -2- ayetiyle işaret edilen Hazret-i Davud’un mucizesine mazhardır.
4. Yine telahuk-u efkar ile, tayyare gibi, icad edilen terakkiyat-ı havaiye sayesinde nev-i beşer -3- ayetiyle sür’ati beyan edilen Hazret-i Süleyman’ın mucizesine yaklaşıyor.

1 Ve Ademe bütün isimleri öğrettik. (Bakara Suresi: 31.)

2 Ve demiri onun için yumuşattık. (Sebe Suresi: 10.)

3 Sabahtan bir aylık, öğleden snra da bir aylık yol aldı. (Sebe Suresi: 12.)