kahraman arkadaşları buldum diye sürur yaşları çok hüzünlerimi sildi.
Evet, dört mektuba dört cevap yazmak isterim ve hakkınızdır; fakat samimi ittihatınıza binaen birle iktifa edildi. Ayrı ayrı beş altı küçük meseleleri beyan ediyorum.
Birincisi: Eskiden beri, "İman kurtarmak zamanıdır" dediğimiz ve ihtiyarım olmadan tekrarla erkân-ı imaniyeye dâir bürhanlardan tahşidat-ı azimeyi yaptığımız çok haklı ve lüzumlu olduğunu zaman gösterdi. Size, bir ay evvel manevi bir muhaverede Risale-i Nur’un azim tahşidatına dair gayptan gelen bir cevabı yazmıştım. Bazı zatlar o fıkrayı Âyetü’l-Kübrâ risalesinin ahirine ilhak ettiler.
İkincisi: Şamlı Tevfik kardeş, senin mektubun beni derinden derine hem müteessir, hem müferrah eyledi. Sende bir hayırlı tahavvülât bulunduğunu ihsas etti.
Merhum Hafız Ahmed’in akrabasına benim tarafımdan taziyeyle beraber de ki: Bir iki ay evvel birden bire dua ederken, en has akraba ve en halis talebelerin dairesine Hafız Ahmed girdi, "Benim de bu dairede hakkım var" dedi gibi hissettim. Onu o has daire içinde her vakit manevi kazançlarıma hissedar olmak için bıraktım ve öyle de kalacak inşaallah. Ve anladım ki, ikiniz bidayeten, beraber Risale-i Nur’a hizmetiniz içindir.
Barla’da bütün dostlara selam.
Üçüncüsü: Sabri kardeş, kıymettar Hulusi’nin mektubu hem Hulusi’nin, hem Beşinci Şuanın ehemmiyetini ve kıymetlerini gösterdiğinden çok beğendim. Evet, Beşinci Şuâ, umumun ve bilhassa ehl-i ilmin imanlarını tashih edip kurtarıyor.
Hem sen, hem Hüsrev, Halil İbrahim’den bahsediyorsunuz. O zat, Risale-i Nur’un ehemmiyetli bir talebesi ve iktidarlı bir naşiridir, hem haslardandır. Sabık hadisemizden tam bir ihtiyat ve ciddi bir alâkadarlık dersini aldığı kanaatindeyim. Selâmımı ona ve rüfekasına tebliğ ediniz.
Dördüncüsü: Hüsrev kardeş, senin mektubun benim meraklarıma (Hasan, Mustafa’lar gibi) bir şifa ve arzularıma bir devâ (Mucizat-ı Ahmediye gibi) ve ümitlerime bir ziya (Refet, Konyalı Sabri gibi) hükmüne geçti.
Hem, Risale-i Nur’un muhterem bir talebesi ve has dairesinde bulunan ahiret hemşirem validenizin hastalığı ve ihtiyarlığı seni Isparta’ya celbi, hayırdır. Elbette sen ona, Hastalar ve İhtiyarlar risalelerini okumuşsun. O risaleler, benim bedelime onun keyfini sorup teselli versinler.
Ben, oradaki talebeleri ve dostları duayla çok tahattur ediyorum. Onları unutamıyorum.
Umum kardeşlerime birer birer selam ve dua ediyorum.
Said Nursî
• • •