Rüştü ve Refet’in sıhhatleri ve kemal-i sadakat ve sebatları hazin endişelerimi izale etti. Isparta talebeleri hatırları için, ben Isparta’yı kendi karyem (Nurs) ile beraber duamda dahil ediyorum. Hatta emvâtına, Nurs emvâtı gibi dua ediyorum, hakikî vatanım ve memleketim nazarıyla o vilayete bakıyorum.
Makinesi kuvvetli Ali kardeş,
Sizlerin halisane ve ciddi faaliyetinizden, Risale-i Nur’a sizler gibi sarsılmaz çok talebeler zuhur ve devam ettiklerini ümit ederdim. Bildiğim Abdullah gibi ve bilmediğim umum kardeşlerime selamımı ve bütün manevi kazançlarıma onları teşrik ettiğimi tebliğ ediniz. Muhaberemde isimlerini yazmadığım ve hatırımda yazdığım kıymettar kardeşlerimle çok alâkadarım.
Kardeşlerim, çok ihtiyat ediniz, münafıklar çoktur. Mümkün oldukça risalelerin buradan irsal edildiğini söylemeyiniz; ta Risale-i Nur hizmetine zarar gelmesin. Maatteessüf, ben burada bütün bütün yalnız kaldığım için, çok ehemmiyetli hakikatler yazılmadan, kaydedilmeden geldiler ve gittiler. Kuleönü’nün halis ve ciddi ve mübarek çalışkanlarına ve İslam köyünün sadık ve gayretli ve kesretli talebelerine ve Barla’da vefadar ve kıymetli dostlarıma ve bilhassa Eğirdir’de fedakar ve vefadar Hakkı ve Mehmed gibi kardeşlerime ve sair umum ihvanıma binler selam ve dualar.
Dualarınıza kuvvetli itimat eden ve çok muhtaç bulunan kardeşiniz
Said Nursî
• • •
Aziz, sıddık ve fedakar ve vefakar kardeşlerim ve hizmet-i Kur’aniye ve imaniyede kuvvetli ve kıymetli ve çalışkan ve muktedir arkadaşlarım,
Bu dünyada benim için medâr-ı teselli sizlersiniz ve hakkınızda büyük ümitlerimi doğru çıkardınız. Cenab-ı Hak sizden ebeden razı olsun. Amin.
İrsâlâtınız ve bilhassa Onuncu Söz buraya o derece fayda verdi ki, herbir sayfasına mukabil, elimden gelseydi büyük bir hediye verirdim. Çoktan beri görmediğim için, ben hangisini okursam "En birinci budur" derdim. Ötekine bakardım, "Bu birincidir." Daha öbürüsüne baktıkça hayret ederek kat’î kanaatim geldi ki, Risaletü’n-Nur’un kitapları birbirine tercih edilmez. Herbirinin kendi makamında riyaseti var. Ve bu zamanı tenvir eden bir mucize-i maneviye-i Kur’aniyedir.
Evet, bu asrın ehemmiyetli ve manevi ve ilmî bir mürşidi olan Risaletü’n-Nur’un heyet-i mecmuası, sair şahsi büyük mürşidler gibi kendine muvafık ve hakikat-i ilmiyeye münasip olarak, birkaç nevide ve bilhassa hakaik-i imaniyenin izharında, intişarında azim kerametleri olduğu gibi, üç keramet-i zahiresi bulunan Mucizat-ı Ahmediye, Onuncu Söz ve Yirmi Dokuzuncu Söz ve Âyetü’l-Kübrâ gibi çok