Mûtezile, Cebriye, Mürcie, Mücessime gibi dalâlet fırkalarını İslâmiyetten intâc eden mesâil-i dîniyedeki istibdâd-ı ilmîdir ve nefsü’1-emirde mukayyed olan şeyde ıtlaktır.
Haşiye 1
Meşrûtiyet-i ilmiye hakkıyla teessüs etse, meyl-i taharri-i hakîkatin imdâdıyla, fünûn-u sâdıkanın muâvenetiyle, insafın yardımıyla şu firâk-ı dâlle Ehl-i Sünnet ve Cemaate dahil olacakları kaviyyen me’mûldür. Şu fırkalar, eğer, çendan bir hizip olarak görünmüyor, fakat efkârda tahallül ederek münteşiredir. Herkesin dimâğında onların meylettiği mesleğe meyelân bulunabilir.Hattâ, eğer bir dimağ büyütülse,maânî tecsîm edilir ise, şu firak, sinematografvârî
Haşiye 2
o dimağda temessül ettiği görülecektir. Şu kıssa, uzundur, makamı değil; siz suâllerinizi ediniz.
Suâl:
"Şu meşrûtiyet, büyüklerimizi, beylerimizi kırdı; fakat bâzıları da müstehak idi. Hem de, maddeten birşey görmeden yalnız meşrûtiyetin nâmını işitmekle, kendi kendilerine düştüler. Bunun hikmeti nedir?"
Cevap:
Mânen herbir zamanın bir hükmü ve hükümrânı vardır. Sizin ıstılâhınızca, o zamanın
Haşiye 1
Dikkat lâzımdır.
Haşiye 2
Kürtlere medeniyetin garâhetini zikrettiğim sırada sinematografı târif etmiştim.