Münazarat İfâde-i Merâm ve Uzunca Bir Mâzeret

çok nâm ve sûretlerde kendini gösteriyordu, çok dâm ve plânlar istimâl ediyordu. Hattâ benim gibi bir adam, ilmi vâsıta edip, tahakküm ediyor idi veyahut sehâvet-i milliyeyi sû-i istimâl ederdi. Veyahut şu şeyh gibi, necâbeti sebebiyle herkes onun hatırını tutarak-tutmakla mükellef bildiğinden-tahakküm ve istibdat ediyordu.
Suâl: "Demek, öldürmemize, hükûmetin istibdâdına yardım eden başka istibdatlar da varmış?"
Cevap: Evet, cehâletimizin silâhıyla, asıl bizi mahveden, içimizdeki, garip nâmlar ile hüküm süren parça parça istibdatlar idi ki, hayatımızı tesmîm etmiş idi. Fakat, yine kabahat, o küçük istibdatların pederi olan istibdâd-ı hükûmete âittir.
Suâl: "Beyler, ağalar, müteşeyyihler iki kısımdır; farkları nedir?"
Cevap: İstibdat ile meşrûtiyet kadar farkları vardır. Ben dahi meşrûtiyet ve istibdâdı müşahhas olarak size göstermek istediğimden, şu iki kısmı timsâl olarak beyân ediyorum.
Suâl: "Nasıl?"
Cevap: Eğer, büyük adam, istibdat ile kuvvete veya hileye veya kendisinde olmayan,