Münazarat İfâde-i Merâm ve Uzunca Bir Mâzeret

Suâl: "İkinci kısım nasıldır?"
Cevap: Bir büyük adam, hakka isnad ile aklı istimâl edip muhabbetle milletini kendisine rabt, zîrdostânının omuzları üstüne çıkmaz, altına girer, yükseltir, şevklerini uyandırır, bir iyilik olursa mânen millete tevzî eder, herkese bir parça nâmus düşmekle şevki artırır, hak yerini bulmak için milletini ziyâ-i mârifete karşı tutar, gonca-misâl olan o milletin hissiyâtına zülâl-i muhabbet ve aklı gönderir, neşv ü nemâ verirese, hadîs-i şerifte meşrûtiyetli reise misâl-i müşahhas olur.
Meşrûtiyeti gözle görmek istiyorsanız, işte şu aynaya bakınız.
Suâl : "Demek ’büyük’ o değil ki, kılıncı keskin olsun, milleti kendine fedâ etsin; belki odur ki, aklı keskin olsun, kalbi millet için fedâkâr olsun."
Cevap: Hâ, şimdi bir ışık buldunuz. Elbette bir doğru şeyhin müridleri, yahut eski âdil beylerin mensuplarıyla, müstebit bir ağa hizmetkârlarının cihet-i irtibatta farklarını bulursunuz.

Halkın efendisi, ona hizmet edendir. (Keşfü’l-Hafâ,1:463.)