Münazarat İfâde-i Merâm ve Uzunca Bir Mâzeret

hürriyettir. Diğer yarısı da başkasının hürriyetini bozmamaktır. Hem de kut-u lâyemût ve vahşet ile âlûde olan hürriyet, sizin dağ komşularınız olan hayvanlarda da bulunuyor. Vâkıa, şu biçare vahşî hayvanların bir lezzeti ve tesellîsi varsa, o da hürriyetleridir. Lâkin güneş gibi parlak, her ruhun mâşukası ve cevher-i insaniyetin küfvü o hürriyettir ki, saâdet-sarây-ı medeniyette oturmuş ve marifet ve fazilet ve İslâmiyet terbiyesiyle ve hulleleriyle mütezeyyine olan hürriyettir.
Sual: Ne diyorsun? Şu senâ ettiğin hürriyet hakkında denilmiştir:

Cevap: O biçare şair, hürriyeti bolşevizm mesleği ve ibâha mezhebi zannetmiş. Hâşâ! Belki insana karşı hürriyet, Allah’a karşı ubudiyeti intaç eder. Hem de çok adamlar görmüşüm, Sultan Abdülhamid’e Ahrardan ziyade hücum ederdi ve derdi: "Hürriyeti ve Kanun-u Esasîyi otuz sene evvel kabul ettiği için fenadır." İşte, yahu, Sultan Abdülhamid’in mecbur olduğu

Hürriyet yakılmaya lâyıktır. çünkü o kâfirlere hastır.