Çünkü karanlıkta ve toplanmamıştı.
Vaktâ ki o mânâ-yı istibdadı, def’i muhal bir belâ-yı semavî zannettiler; zamana hücum ve dehrin başına tokat ve feleğin bağrına oklar atmaya başladılar. Çünkü bir kaide-i mukarreredir: Birşey cüz-i ihtiyarînin dairesinden ve cüz’iyetten çıkıp külliyet dairesine girse, veyahut bihasebil’âde def’i muhal olsa, zamana isnat edilir Ve kabahat dehre atılır. Taşlar feleğin kubbesine vurulur. Eğer iyi temâşâ etsen göreceksin ki, feleğe atılan taşlar, döndüğü vakit bir yeis olarak kalbde tahaccür eder.
Haşiye18
Sual
: Acaba şu zaman ve dehrin şikâyetinden Sâni-i Zülcelâlin sanat-ı bedîine itiraz çıkmaz mı?
Haşiye18
Dur, geçme, anla! Yani iyilikleri reislere, fenalıkları zamana verip şetimle şekva ederler.
Bak, gereksiz şeylerin içinde nasıl da kalakaldılar. Ne zaman saadet önlerini aydınlatsa reislerini överler; ne zaman da üzerlerine karanlık çökse zamanı kötülerler.