Sözler Lemeat

Fıtratın şehâdeti sâdıkadır
Fıtratta yalan yoktur; ne dediyse doğrudur. Çekirdeğin lisânı meyl-i nümüvv der: "Ben sünbüllenip meyvedar." Doğru çıkar beyânı.
Yumurtanın içinde, derin derin söyler hayatın meyelânı ki, "Ben piliç olurum; izn-i İlâhî ola." Sâdık olur lisânı.
Bir avuç su, bir demir gülle içinde eğer niyet etse incimad, bürûdetin zamanı.
İçindeki inbisat meyli der: "Genişlen! Bana lâzım fazla yer." Bir emr-i bîemânî.
Metîn demir çalışır, onu yalan çıkarmaz. Belki onda doğruluk, hem de sıdk-ı cenânî,
O demiri parçalar. Şu meyelânlar bütün birer emr-i tekvinî, birer hükm-ü Yezdânî,
Birer fıtrî şeriat, birer cilve-i irâde. İrâde-i İlâhî, idare-i ekvânî,
Emirleri şunlardır: Birer birer meyelân, birer birer imtisâl, evâmir-i Rabbânî.
Vicdandaki tecellî aynen böyle cilvedir ki, incizab ve cezbe iki musaffâ cânı,
İki mücellâ camdır; akseder içinde Cemâl-i Lâyezâlî, hem de nur-u imânî.

Nübüvvet beşerde zarûriyedir
Karıncayı emirsiz, arıları yâsubsuz bırakmayan kudret-i ezeliye, elbette,
Beşeri de bırakmaz şeriatsız, nebîsiz. Sırr-ı nizam-ı âlem böyle ister elbette.

Meleklerde Mi’rac, insanlarda Şakk-ı Kamer gibidir
Bir mi’racı kerâmetle melekler, gördüler elhak ki; müsellem bir nübüvvette muazzam bir velâyet var.
O parlak zât, Burâk’a binmiş de berk olmuş, kamervâri serâser âlem-i nuru da görmüştür.
Şu şehâdet âleminde münteşir insanlara hissî büyük bir mu’cize nasıl ki ’dir.

Ay yarıldı. (Kamer Suresi: 1.)