Sözler Otuz Üçüncü Söz

derecesindeki âmiriyet, bir Kadîr-i Mutlakta ne derece, o redd-i müdâhale kanunu ne kadar esaslı bir sûrette hükmünü icrâ ettiğini kıyas et.
Demek, ulûhiyet ve rubûbiyetin en katî ve dâimî lâzımı vahdet ve infiraddır. Buna bir bürhan-ı bâhir ve şahid-i katî kâinattaki intizam-ı ekmel ve insicam-ı ecmeldir.
Sinek kanadından tut, tâ semâvât kandillerine kadar öyle bir nizam var ki, akıl, onun karşısında hayretinden ve istihsanından, -1- der, secde eder. Eğer zerre miktar şerike yer bulunsa idi, müdâhalesi olsa idi, -2- âyet-i kerîmesinin delâletiyle, nizam bozulacaktı, sûret değişecekti, fesadın âsârı görünecekti. Halbuki,
-3- delâletiyle ve şu ifade ile, nazar-ı beşer kusuru aramak için ne kadar çabalasa, hiçbir yerde kusuru bulamayarak, yorgun olarak menzili olan göze gelip, onu gönderen münekkid akla diyecek: "Beyhûde yoruldum. Kusur yok" demesiyle gösteriyor ki, nizam ve intizam, gayet mükemmeldir. Demek, intizam-ı kâinat vahdâniyetin katî şahididir.
Gel gelelim hudûs’a.
Mütekellimîn demişler ki: "âlem mütegayyirdir. Her mütegayyir hâdistir. Herbir hâdisin bir muhdisi, yani mûcidi var. Öyle ise, bu kâinatın kadîm bir mûcidi var."
Biz de deriz: Evet kâinat hâdistir. Çünkü, görüyoruz; her asırda, belki her senede, belki her mevsimde bir kâinat, bir âlem gider, biri gelir. Demek, bir Kadîr-i Zülcelâl var ki, bu kâinatı hiçten icâd ederek, her senede, belki her mevsimde, belki her günde birisini icâd eder, ehl-i şuura gösterir ve sonra onu alır, başkasını getirir. Birbiri arkasına takıp, zincirleme bir sûrette zamanın şeridine asıyor. Elbette, bu âlem gibi, birer kâinat-ı müteceddide hükmünde olan her bahar da, gözümüzün önünde hiçten gelen ve giden kâinatları icâd eden bir Zât-ı Kadîrin mu’cizât-ı kudretidirler. Elbette, âlem içinde her vakit âlemleri halk edip değiştiren

1 Allah, zâtında sıfatlarında ve fiillerinde bütün kusur ve noksanlardan uzaktır. • Allah dilemiş ne güzel yaratmış! • Allah ne mübârek yaratmış!

2 Eğer göklerde ve yerde Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de harab olup giderdi (Enbiyâ Sûresi: 22.)

3 Haydi, çevir gözünü: En küçük bir kusur görüyor musun? • Sonra tekrar gözünü çevir. Kusur bulamaz, hor ve hakir sana döner; o göz bitkindir artık. (Mülk Sûresi: 34.)