Sözler Otuz Üçüncü Söz

açmıştır. İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbânî, Muhyiddin-i Arabî, Abdülkadir-i Geylânî gibi milyonlar muhakkikîn-i asfiyâ ve sıddîkîn o pencereden bakıyorlar, başkalarına da gösteriyorlar. Acaba böyle bir pencereyi kapatacak bir perde var mı? Ve onu ittiham edip, bu pencereden bakmayanın aklı var mı? Haydi, sen söyle.
Otuz Üçüncü Pencere
-1-
Bütün geçmiş Pencereler Kur’ân denizinden bâzı katreler olduğunu düşün. Sonra, Kur’ân’da ne kadar âb-ı hayat hükmünde olan envar-ı tevhid var olduğunu kıyas edebilirsin. Fakat, bütün o Pencerelerin menbaı ve mâdeni ve aslı olan Kur’ân’a gayet mücmel bir sûrette, gayet basit bir tarzda bakılsa dahi, yine gayet parlak nurânî bir pencere-i câmiadır. O pencere ne kadar katî ve parlak ve nurânî olduğunu Yirmi Beşinci Söz olan İ’câz-ı Kur’ân Risâlesine ve On Dokuzuncu Mektubun On Sekizinci İşaretine havale ediyoruz. Ve Kur’ân’ı bize gönderen Zât-ı Zülcelâlin Arş-ı Rahmânîsine niyaz edip deriz:
-2-

1 Hamd o Allah’a mahsustur ki, kuluna kitâbı indirmiş ve o kitapta hiçbir tezat ve eğriliğe yer vermemiştir. O kitâbı dosdoğru indirmiştir. (Kehf Sûresi: 1-2.)
Elif lâm râ. Bu bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izniyle inkâr karanlıklarından imân nuruna çıkarman için sana indirdik. (İbrâhim Sûresi: 1.)

2 Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. (Bakara Sûresi: 286.)
Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. (Âl-i İmrân Sûresi: 8.)
Ey Rabbimiz! Bu hizmetimizi kabul buyur. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin. (Bakara Sûresi: 127.)
Muhakkak ki tevbeleri çok kabul eden ve çok merhamet eden ancak Sensin. (Bakara Sûresi: 128.)