Sözler Yirmi Beşinci Söz

İşârâtü’l-İ’câz’da âhirine kadar beyân edilmiştir; kim isterse ona bakabilir ve bu nazımdaki cezâlet-i hârikayı bu sûrette görebilir. Yalnız bir iki misâl, bir cümlenin hey’âtındaki nazmı göstermek için zikredeceğiz.
Meselâ, -1-
Bu cümlede, azabı dehşetli göstermek için, en azının şiddetle tesirini göstermekle göstermek ister. Demek, taklîli ifade edecek; cümlenin bütün heyetleri de bu taklîle bakıp ona kuvvet verecek. İşte, lâfzı, teşkîktir. Şek kıllete bakar. lâfzı, azıcık dokunmaktır; yine kılleti ifade eder. lâfzı, maddesi bir kokucuk olup kılleti ifade ettiği gibi, sîgası bire delâlet eder. Masdar-ı merre tâbir-i sarfiyesinde "biricik" demektir, kılleti ifade eder. ’deki tenvin-i tenkîrî, taklîli içindir ki, "O kadar küçük ki, bilinemiyor" demektir. lâfzı, teb’îz içindir, "bir parça" demektir; kılleti ifade eder. lâfzı, nekâl, ikàb’a nisbeten hafif bir nevi cezadır ki, kıllete işaret eder. lâfzı, Kahhâr, Cebbâr, Müntakîm’e bedel, yine şefkati ihsâs etmekle, kılleti işaret ediyor. İşte, bu kadar kılletteki bir parça azab böyle tesirli ise, ikàb-ı İlâhî ne kadar dehşetli olur, kıyas edebilirsiniz diye ifade eder. İşte şu cümlede küçük heyetler nasıl birbirine bakıp yardım eder; maksad-ı küllîyi herbiri kendi lisâniyle takviye eder. Şu misâl bir derece lâfız ve maksada bakar.
İkinci Misâl: -2-
Şu cümlenin hey’âtı, sadakanın şerâit-i kabulünün beşine işaret eder.
• Birinci şart: Sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek ki, lâfzındaki -i teb’îz ile o şartı ifade eder.

1 And olsun ki, Rabbinin azabından küçük bir esinti onlara hafifçe dokunacak olsa. (Enbiyâ Sûresi: 46.)

2 Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda bağışta bulunurlar. (Bakara Sûresi: 3.)