Uzaklara bakma, Nurlara bak, yürü; âlem onun âyinesi.
Görmez misin, her yüzünde aynı renkte ziyâ var.
Bir güneştir, her zerrede cilve yapıp parlayan;
Bilmez misin, sende dahi o edâdan edâ var.
Eller açıp yürü bugün, kana kana Risâle-i Nur’dan ışık al!
Aşka uyan, nûra kanan her zerrede rehâ var.
Hüner değil dostu düşman, yârı ağyâr eylemek;
Yâdı biliş yapasın ki, ancak dostta vefâ var.
Hünerdir ki; yaprak atlas, toprak elmas olmalı!
Çünkü bir bak; ne yaprakta, ne toprakta beka var.
Kısa görüp denizleri damlalara çevirme,
Hakîkatte her damlada gizli birer deryâ var.
Damla iken aslın senin, dağı taşı aşarsın,
Hem gökleri keşfedersin, sende ey Nur, böyle dehâ var!
Bir noktayı bir cihan yap, o cihâna hâkim ol,
Zîrâ senin bir noktanda, güneş kadar zekâ var!
Her zerrenin kâbesidir kalbi yine kendine,
Dikkat eyle, herbirinde yine ancak Hüdâ var.
Sakın Feyzi! Sen gözünü Hak yüzünden ayırma,
Hakkı gören gerçeklere, hakkı kadar atâ var.
Denizli Kahramanı Merhum
Hasan Feyzi
(Mekteb-i fünûnda ve ulum-u Islâmiyede gayet müdakkik ve
kıdemli muallimlerden Hasan Feyzi’nin bir şiiri)
HAZRETINIZE BURADAN AYRILIK SÖYLEMIŞTIM
Çekilip nûr-u hidâyet yine zindân odacak;
Yine firkat, yine hasret, yine hüsrân olacak.
Yine sen, yaş yerine kan akıtıp ağla gözüm;
Çünkü hicrân dolu kalbim yine hicrân olacak.
"Yine göç var" diye, Mecnûn’a haber verme sakın.
Yine mâtem, yine zâri, yine efgan olacak.
Açılan ol gül-ü Tevhid, sararıp solsa gerek;
Kapanıp Kâbe-i irfan, yine vîrân olacak.