Tarihçe-i Hayat Beşinci Kısım: Denizli Hayatı

Hem mâdem biz gözümüzle görüyoruz: Öyle ihâtalı ve azametli bir hafìziyet hükmeder ki, o hafizıyet zîhayat herşeyin ve her hâdisenin çok sûretlerini ve gördüğü fıtrî vazifesinin defterini ve esmâ-i Ilâhîye karşı lisân-ı hâl ile tesbihâtına dâir sahife-i a’mâlini misâlî levhalarda ve çekirdeklerinde ve tohumcuklarında ve Levh-i Mahfûzun nümûnecikleri olan kuvâ-i hâfızalarında ve bilhassa insanın dimâğındaki mânen pek büyük ve pek küçük kütüphânesi olan kuvve-i hâfızasında ve sâir maddî ve mânevî in’ikâs âyinelerinde kaydeder, yazdırır, zaptederek muhâfaza altına alır. Sonra mevsimi geldikçe bütün o mânevî yazıları maddî bir tarzda da gözümüze gösterip milyonlarla misâller ve deliller ve nümûneler kuvvetiyle, -1- âyetindeki en acîb bir hakîkat-i haşriyeyi, kudretin bir çiçeği olan her bahar, kendi çiçek-i ekberinde milyarlar dil ile kâinata îlân eder. Ve başta nev-i insan olarak bütün zîhayatlar ve bütün eşya, fenâya düşmek ve ademe sukut etmek ve hiçlikte mahvolmak ve yoklukta îdam edilmek için yaratılmamışlar; belki, bekaya terakkî ile ve devama tasaffî ederek sermedî vazifeye istidat ile girmek için halk olunduklarını gayet kuvvetli ispat eder.
Evet, her baharda müşâhede ediyoruz ki; güz mevsimi kıyâmetinde vefât eden hadsiz nebâtât, bahar haşrinde herbir ağaç, herbir kök, herbir çekirdek, herbir tohum, âyetini okuyup bir mânâsını, bir ferdini kendi diliyle, geçmiş senelerde gördüğü vazifenin misâlleriyle tefsir ederek o azametli hafîziyete şehâdet eder. -2- âyetindeki dört muazzam hakîkatleri herşeyde gösterip, hafîziyeti âzamî derecede ve haşri bahar kolaylığında ve katiyetinde bizlere ders verir.
Evet, bu dört ismin cilveleri, en cüz’îden en küllîye kadar cereyan ederler. Meselâ, nasıl ki, bu ağacın menşei olan bir çekirdek, el-Evvel ismine mazhariyetle o ağacın gayet mükemmel programını ve îcâdının noksansız cihazâtını ve teşekkülünün bütün şerâitini câmî bir kutucuktur ki, hafìziyetin azametini ispat eder.

1 Amel defterleri açıldığında (Tekvir Sûresi:10.)

2 O Evvel’dir; başlangıcı olmadığı gibi bütün varlıkların başlangıcı da Onun ilim ve kudretine bağlıdır.
O Ahir’dir; sonu olmadığı gibi bütün varlıkların neticesi Ona bakar ve dönüşü Onadır. O Zâhir’dir; varlık ve birliğinin delilleri herşeyde ap açık görünür ve bütün varlıklar dış görünüşleri ve sanatlı yapılışlarıyla Onun kudret ve sanatına şâhitlik eder. O Batın’dır; herşeyin hakîkatine vakıftır ve herşeyin içyüzü Onun kudret ve hikmetine şâhitlik eder. (Hadîd Suresi: 3.)