Tarihçe-i Hayat Birinci Kısım: İlk Hayatı

Molla Said, aşîretler arasında olan herhangi bir geçimsizliği işitince, hemen müdahale ederek, irşad yoluyla her iki tarafı da derhal barıştırırdı. Hatta, hükûmetin bile barıştırmaktan aciz kaldığı Şeker Ağa ile Mîran Reisi Mustafa Paşayı barıştırdı. Ve Mustafa Paşaya, "Daha tevbe etmedin mi?" diye sorunca, Mustafa Paşa da cevaben, "Seyda! Ne söylerseniz, sözünüzden çıkmam" demiştir.
Mustafa Paşa, at ile para teberru etmek ister. Bediüzzaman reddederek, "Şimdiye kadar kimseden para almadığımı işitmediniz mi? Bahusus sizin gibi zalimden nasıl para alırım? Ve siz gàliba tevbenizi bozdunuz. Şu takdirde, Cezîre’ye ulaşamazsınız" demiştir.
Ve hakîkaten Cezîre’ye yetişmeden yolda öldüğünü haber alır. Bediüzzaman, riyaziyede harikulade bir sürat-i intikale malik idi. Herhangi bir müşkül meseleyi, zihnen hemen hallederdi. Hatta, cebir mukabele ilminde bir risale telif etmişti. Tahir Paşa nezdinde hesap meseleleri münakaşa mevzuu olduğunda, hesaba dair hangi mesele bahsedilse, başkaları ve en mahir katipler neticeyi bulamadan, Molla Said zihnen çıkarıyordu. Çok defalar böyle yarışlara girişir ve umûmunda daima birinci gelirdi.
Bir defasında şöyle bir sual sordular:
"On beş müslim, on beş gayr-i müslim farzedilerek birbiri ardına dizilince, bunlara yapılacak her kurada gayr-i müslime isabet etmesi matlubdur. Nasıl taksim edilir?"
Bu suale cevaben, "Bunların yüz yirmi dört vaziyet-i muhtemelesi vardır" diyerek yapar.
Hem de der:
"Bundan daha müşkülünü de kendim icad ederim. İki bin beş yüz vaziyet-i muhtemeleye göre yaparım."
İki saat zarfında yüz adamdan elli adet gayr-i müslimi o vaziyette taksim eder ki, daima kur’ayı gayr-i müslime düşürür. Ve hatta, beş yüz gayr-i müslim olmakla, iki yüz elli bin vaziyet-i muhtemele üzerine bir mesele çıkarttı ve Tahir Paşaya göstererek bir risale şeklinde yazdı.
HAŞİYE
Bediüzzaman, Van’da bulunduğu zamanlarda, Vali Tahir Paşa ile bazı gazetelerden havadis okurdu. Bilhassa, İslamiyeti alakadar eden hususlara dikkat ederdi. Van’daki ikameti esnasında, alem-i İslamın vaziyetini bir derece öğrenmiş bulunuyordu.
Birgün, Tahir Paşa bir gazetede şu müthiş haberi ona göstermişti. Haber şu idi:

HAŞİYE : Maatteessüf, o risale Van’da bir yangında yanmıştır.