Tarihçe-i Hayat Dördüncü Kısım: Kastamonu Hayatı

mensupları var ve hergün beş defa o mukaddes cemiyetin prensipleriyle, kemal-i hürmetle alakalarını ve hizmetlerini gösteriyorlar ve kudsî programıyla, birbirinin yardımına dualarıyla ve manevî kazançlarıyla koşuyorlar. İşte biz, bu mukaddes ve muazzam cemiyetin efradındanız ve husûsi vazifemiz de, Kur’an’ın îmanî hakîkatlerini tahkîki bir sûrette ehl-i îmana bildirip, onları ve kendimizi îdam-ı ebedîden ve daimî haps-i münferidden kurtarmaktır. Sair dünyevî ve siyasî ve entrikalı cemiyet ve komiteler ile münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz.

Isparta’ya Gönderilen Bir Fıkradır
Risale-i Nur, kendi sadık ve sebatkar şakirtlerine kazandırdığı çok büyük kar ve kazanç ve pekçok kıymettar neticeye mukabil, fiat olarak o şakirtlerden tam ve halis bir sadakat ve daimî sarsılmaz bir sebat ister.
Evet, Risale-i Nur, on beş senede medresede kazanılan kuvvetli îman-ı tahkîkîyi, on beş haftada ve bazılara on beş günde kazandırdığına yirmi bin zat tecıübeleriyle şehadet ederler. Hem, "iştirak-i a’mal-i uhreviye" düsturuyla, herbir şakirdinin herbir günde binler halis lisanlarıyla edilen makbul duaları ve binler ehl-i salahatin işledikleri a’mal-i salihanın misil sevaplarını kazandırıp, herbir hakîki, sadık ve sebatkar şakirdlerini, amelce binler adam hükmüne getirdiğini, kerametkarane ve takdirkarane İmam-ı Ali’nin üç ihbarı ve keramet-i gaybiye-i Gavs-ı Azam’daki tahsinkarane ve teşvikkarane beşareti ve Kur’an-ı Mu’eizü’i-Beyanın kuvvetli işaretleri, o halis şakirdlerin ehl-i saadet ve ehl-i Cennet olacaklarını pek katî ispat ederler. Elbette böyle bir kazanç, öyle fiat ister.
Madem hakîkat budur, Risale-i Nur dairesinin yakınında bulunan ehl-i ilim ve ehl-i tarîkat ve sofimeşreb zatlar, onun cereyanına girmek ve ilim ve tarîkatten gelen sermayeleriyle ona kuvvet vermek ve genişlemesine çalışmak ve şakirtlerini teşvik etmek ve bir buz parçası olan enaniyetini, tam bir havuz kazanmak için, o dairedeki ab-ı hayat havuzuna atıp eritmek gerektir. Yoksa, başka bir çığır açmakla, hem o zarar eder, hem bu müstakîm ve metîn cadde-i Kur’- aniyeye bilmeyerek zarar verir; belki zındıkaya bilmeyerek bir nevî yardım hesabına geçer.
Said Nursî

Ancak mü’minler kardeştir. (Hucurat Sûresi:10.)