Tarihçe-i Hayat Dördüncü Kısım: Kastamonu Hayatı

ve âlem-i bekàda ihsanâtının defìnelerine ve dâr-ı saadette tamamıyla zuhur eden güzel isimlerinin hârika güzel cilvelerine şehâdet, işaret, beşâret ederler. Ve bütün hakîkatlerin mercîi ve güneşi ve hâmîsi olan Hak isminin en büyük bir şuâı, bu hakîkat-i ekber-i haşriye olduğunu îman ederek, Senin ibâdına ders veriyorlar.

Ey Rabbü’l-Enbiyâ ve’s-Sıddîkîn!
Bütün onlar Senin mülkünde, Senin emrin ve kudretin ile, Senin irâde ve tedbîrin ile, Senin ilmin ve hikmetin ile musahhar ve muvazzaftırlar. Takdîs, tekbir, tahmîd, tehlîl ile, küre-i arzı bir zikirhâne-i âzam, bu kâinatı bir mescid-i ekber hükmünde göstermişler.

Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Arâdîn! Yâ Hàlıkî ve yâ Hàlık-ı Küll-i Şey!
Gökleri yıldızlanyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlûkàtı bütün keyfiyâtıyla teshîr eden kudretinin ve irâdetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle! Ve matlûbumu bana musahhar kıl! Kur’ân’a ve îmâna hizmet için, insanlann kalblerini Risâle-i Nur’a musahhar yap! Ve bana ve ihvânıma, îmân-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver! Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i Ibrâhim Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshîr ettiğin gibi, Risâle-i Nur’ a kalbleri ve akıllan musahhar kıl! Ve beni ve Risâle-i Nur talebelerini, nefıs ve şeytanın şernnden ve kabir azâbından ve Cehennem ateşinden muhâfaza eyle ve Cennetü’1-Firdevste mesut kıl! Âmin, âmin, âmin!


Kur’ân’dan ve münâcât-ı Nebeviye olan Cev,senü’l-Kebîrden aldığım bu dersimi, bir ibâdet-i tefekküriye olarak, Rabb-i Rahîmimin dergâhına arz etmekte kusur etmi,ssem, kusurumun affı için, Kur’ân’ı ve Cevşenü’l-Kebîri şefaatçi ederek, rahmetinden, affimı niyaz ediyorum.
Said Nursî

Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Suresi: 32.)
Duâları ise şu sözlerle sona erer: "Ezelden ebede her tüılü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Yunus Suresi:10.)