Tarihçe-i Hayat İkinci Kısım: Barla Hayatı

senin ahiretine karışıyorlar? Halbuki hiçbir hükûmetin kanunu, tarikü’d-dünya ve münzevîlere karışmıyor."
Elcevap: Yeni Said’in bu suale karşı cevabı sükûttur. Yeni Said, "Benim cevabımı kader-i İlahî versin" der. Bununla beraber, mecburiyetle, emaneten istiare ettiği Eski Said’in kafası diyor ki: Bu suale cevap verecek, Isparta vilayetinin hükûmetidir ve şu vilayetin milletidir. Çünkü bu hükûmet ve şu millet, benden çok ziyade bu sualin altındaki mana ile alakadardırlar. Madem binler efradı bulunan bir hükûmet ve yüz binler efradı bulunan bir millet benim bedelime düşünmeye ve müdafaa etmeye mecburdur; ben neden lüzûmsuz olarak müddeîlerle konuşup müdafaa edeyim?
Çünkü dokuz senedir ben bu vilayetteyim; gittikçe daha ziyade dünyalarına arkamı çeviriyorum. Hiçbir halim de mestur kalmamış. En gizli, en mahrem risalelerim dahi hükûmetin ve bazı mebusların ellerine geçmiş. Eğer ehl-i dünyayı telaşa ve endişeye düşürecek dünyevî bir karışmak halim ve karıştırmak teşebbüsüm ve fikrim olsaydı, bu vilayet ve kazalardaki hükûmet, dokuz sene dikkat ve tecessüs ettikleri halde ve ben de çekinmeyerek yanıma gelenlere esrarımı beyan ettiğim halde, hükûmet bana karşı sükût edip ilişmediler. Eğer milletin ve vatanın saadetine ve istikbaline zarar verecek bir kabahatim varsa, dokuz seneden beri valisinden tut, köy karakol kumandanına kadar kendilerini mesûl eder. Onlar kendilerini mesûliyetten kurtarmak için, hakkımda habbeyi kubbe yapanlara karşı kubbeyi habbe yapıp beni müdafaa etmeye mecburdurlar. Öyle ise bu sualin cevabını onlara havale ediyorum.
Amma şu vilayetin milleti, umûmiyetle benden ziyade beni müdafaa etmek mecburiyetleri şundandır ki, bu dokuz senedir hem kardeş, hem dost, hem mübarek olan bu milletin hayat-ı ebediyesine ve kuvvet-i îmaniyesine ve saadet-i hayatiyesine bilfiil ve maddeten tesirini gösteren yüzer risalelerle çalıştığımızı ve hiçbir dağdağa ve zarar, hiç kimseye o risaleler yüzünden gelmediği ve hiçbir garazkarane tereşşuhat-ı siyasiye ve dünyeviye görülmediği ve lillahilhamd şu Isparta vilayeti, eski zamanın Şam-ı Şerîfinin mübarekiyeti ve alem-i İslamın medrese-i umûmisi olan Mısır’ ın Camiü’ l-Ezher’ i mübarekiyeti nevinden, kuvvet-i îmaniye ve salabet-i dîniye cihetinde bir mübarekiyet makamının Risale-i Nur vasıtasıyla kazanarak bu vilayette, îmanın kuvveti lakaydlığa ve ibadetin iştiyakı sefahete hakim olmasını ve umum vilayetlerin fevkınde bir meziyet-i dindaraneyi Risale-i Nur bu vilayete kazandırdığından, elbette bu vilayetteki umum insanlar, hatta faraza dinsizi de olsa, beni ve Risale-i Nur’u müdafaaya mecburdur. Onların çok ehemmiyetli müdafaa hakları içinde, benim gibi vazifesini bitirmiş ve lillahilhamd, binlerle şakirtler benim gibi bir acizin yerinde çalışmış ve çalıştığı hengamda, ehemmiyetsiz cüz’î hakkım beni müdafaaya sevk etmiyor. Bu kadar binlerle dava vekilleri bulunan bir adam, kendi davasını kendi müdafaa etmez.