Tarihçe-i Hayat İkinci Kısım: Barla Hayatı

söndürülmesiyle, kalbin öldürülmesiyle, ruhun mahvedilmesiyle olabilir. Evet, şu hürriyet perdesi altında müthiş bir istibdadı taşıyan şu asrın gaddar yüzüne çarpılmaya layık iken ve halbuki o tokata müstehak olmayan gayet mühim bir zatın yanlış olarak yüzüne savrulan kamilane şu sözün,
Ne mümkün zulm ile, bîdad ile imha-yı hürriyet!
Çalış, idraki kaldır, muktedirsen ademiyetten!
sözünün yerine, bu asrın yüzüne çarpmak için ben de derim:
Ne mümkün zulm ile, bîdad ile imha-yı hakîkat?
Çalış, kalbi kaldır, muktedirsen ademiyetten!
Veyahut,
Ne mümkün zulm ile, bîdad ile imha-yı fazîlet!
Çalış, vicdanı kaldır, muktedirsen ademiyetten!

Evet, îmanlı fazîlet, medar-ı tahakküm olmadığı gibi, sebeb-i istibdat da olamaz. Tahakküm ve tegallüb etmek fazîletsizliktir. Ve bilhassa ehl-i fazîletin en mühim meşrebi, acz ve fakr ve tevazu ile hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye karışmak tarzındadır. Lillahilhamd, bu meşrep üstünde hayatımız gitmiş ve gidiyor. Ben kendimde fazîlet var diye fahr sûretinde dava etmiyorum. Fakat nîmet-i İlahiyeyi tahdis sûretinde şükretmek niyetiyle diyorum ki:
Cenab-ı Hak, fazl ve keremiyle, ulûm-u îmaniye ve Kur’aniyeye çalışmak ve fehmetmek fazîletini ihsan etmiştir. Bu ihsan-ı İlahîyi bütün hayatımda, lillahilhamd, tevfîk-ı İlahî ile şu millet-i İslamiyenin menfaatine, saadetine sarf ederek, hiçbir vakit vasıta-i tahakküm ve tegallüb olmadığı gibi, ekser ehl-i gafletçe matlûb olan teveccüh-ü nas ve hüsn-ü kabul-ü halk dahi, mühim bir sırra binaen benim menfûrumdur, onlardan kaçıyorum. Yirmi sene eski hayatımı zayi ettiği için onları kendime muzır görüyorum. Fakat Risale-i Nur’u beğenmelerine bir emare biliyorum, onları küstürmüyorum.
İşte ey ehl-i dünya! Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet-i temasım bulunmadığı ve dokuz sene esaretteki bu hayatımın şehadetiyle, yeniden dünyaya karışmaya hiçbir niyet ve arzum yokken, bana eski bir mütegallib ve daima fırsatı bekleyen ve fikr-i istibdat ve tahakkümü taşıyan bir adam gibi yapılan bunca tarassut ve tazyikiniz hangi kanun iledir? Dünyada hiçbir hükûmet böyle fevkalkanun ve hiçbir ferdin tasvibine mazhar olmayan bir muameleye müsaade etmediği halde, bana karşı yapılan bu kadar bed muamelelere, yalnız değil benim küsmem, belki eğer bilse nev-i beşer küser, belki kainat küsüyor!