Tarihçe-i Hayat İkinci Kısım: Barla Hayatı

Kardeşlerim,
Size, Üstad ve talebeler ve ders arkadaşları içinde faide verecek bir fikrimi beyan edeceğim. Şöyle ki:
Sizler-haddimin fevkınde-bir cihette talebemsiniz ve bir cihette ders arkadaşlarımsınız ve bir cihette muîn ve müşavirlerimsiniz.
Azîz kardeşlerim! Üstadınız layuhtî değil; onu hatasız zannetmek hatadır. Bir bahçede çürük bir elma bulunmakla bahçeye zarar vermez, bir hazînede silik para bulunmakla hazîneyi kıymetten düşürtmez. Hasenenin on sayılmasıyla, seyyienin bir sayılmak sırrıyla; insaf odur ki, bir seyyie bir hata görünse de, sair hasenata karşı kalbi bulandırıp îtiraz etmemektir. Hakaika dair mesailde, külliyatları ve bazan da tafsilatları sünûhat-ı ilhamiye nevinden olduğundan, hemen umûmiyetle şüphesizdir, katîdir...
Biliniz kardeşlerim ve ders arkadaşlarım; benim hatamı gördüğünüz vakit serbestçe bana söyleseniz mesrûr olacağım. Hatta başıma dahi vursanız, Allah razı olsun diyeceğim. Hakkın hatırını muhafaza için, başka hatırlara bakılmaz. Nefs-i emmarenin enaniyeti hesabına, Hakkın hatırı olan, bilmediğimiz bir hakîkati müdafaa değil, ale’r-re’s ve’i-ayn kabul ederim...
Bilirsiniz ki, şu zamanda, şu vazife-i îmaniye çok mühimdir; benim gibi zaif, fikri çok cihetlerle inkısam etmiş bir bîçareye yükletmemeli, elden geldiği kadar yardım etmeli... Cenab-ı Hak, kemal-i rahmetinden, iki senedir ciddî hakaika nisbeten yemişler, fakiheler nevinden tevafukat-ı latîfe ile ezhanımızı taltif etti, zihnimizi neşelendirdi; kemal-i merhametinden, o tevafukat-ı latîfe meyveleriyle ciddî bir hakîkat-i Kur’aniyeye zihnimizi sevk etti ve rûhumuza o meyveleri gıda ve kuvvet yaptı. Hurma gibi hem fakihe, hem kuvvet oldu; hem hakîkat, hem zînet ve meziyet birléşti.
Kardeşlerim, bu zamanda, dalalet ve gaflete karşı pekçok manevî kuvvete muhtacız. Maatteessüf, ben şahsım îtibarıyle çok zaif ve müflisim. Harika kerametim yok ki bu hakaikı onunla ispat edeyim ve kudsî bir himmetim yok ki onunla kulûbu celb edeyim. Ulvî bir deham yok ki onunla ukûlü teshir edeyim. Belki, Kur’an-ı Hakîm’in dergahında bir dilenci hadim hükmündeyim. Bu muannid ehl-i dalaletin inadını kırmak ve insafa getirmek için Kur’an-ı Hakîm’in esrarından bazan istimdat ederim. Keramat-ı Kur’aniye olarak, tevafukatta bir ikram-ı İlahî hissettim; iki elimle sarıldım.
Evet, Kur’an’dan tereşşuh eden İşaratü’l-İ’caz ve Risale-i Haşir’de katî bir işaret hissettim. Emsalleri bulunsun bulunmasın, bence bir keramet-i Kuraniyedir.