Tarihçe-i Hayat İkinci Kısım: Barla Hayatı

İşte, bu haslet icabatındandır ki, bizim gibi talebelerinden, bazı mesail-i ilmiyede muhalefet bulunsa, onların sözlerini içinde arar; hak bulduğu vakit kemal-i tevazu ile ve lezzetle kabul ederek teslim eder; "Maşaallah, siz benden daha iyi bildiniz. Allah razı olsun" der. Hak ve hakîkati, nefsin gurur ve enaniyetine daima tercih eder. Hatta, ben bazı meselelerde muhalefet ediyordum; bana karşı gayet mültefit, memnunane bir tavır alır; eğer yanlış yapsam, güzelce, damarıma dokunmayarak beni îkaz eder, eğer güzel birşey söylemiş isem çok memnun olur.
Üstadım, bilhassa hikmet-i hakîkiye fenninde, yani hikmet-i Şeriat ve İslamiyet noktasında pek harikadır ve hikmet-i beşeriyede dahi çok ileridir; hatta, o ilimde Eflatun ve İbni Sina’yı geçmiş diyebilirim. Bundan on üç sene evvel, Darü’i-Hikmeti’i-İslamiye azasından iken, küçükten beri, şimdiye kadar izn-i İlahî ile onun bir muîni ve nasırı ve muhafızı olan kutb-u Rabbanî ve kandil-i nûranî Abdülkadir-i Geylanî (r.a.) Hazretlerinin Fütûhü’l-Gayb risalesini tefeülen açtığı esnada, -1- ibaresi çıktı. O ibare, onun hakkında pek manidar olarak, Eski Said’i (r.a.) Yeni Said’e (r.a.) çevirınesine sebebiyet vermiştir.
Eski Said olduğu zamanlarda, İngilizlerin dînî suallerine gayet latîf ve müskit bir cevap vermiştir. Ve ilm-i mantıkta, İbni Sina’nın telifatını geçecek Ta’likat namında harika bir risalesi var. İşkal-i mantıkiyeyi "kıyas-ı istikraî" cihetiyle on bine kadar iblağ edip, hiçbir alimin yetişemediği bir derece-i ihata göstermiş. Sünûhat isminde bir risalesinde gördüm ki, Resûl-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam alem-i manada bir medresede ona ders verdiğini görmüş. O ders-i manevîye binaen, İşaratü’l-İ’caz namındaki harika tefsiri yazmış. Bana bir gün dedi ki:
"Harb-i Umûmi hadisat ve netaicleri mani olmasaydı, İşaratü’l-İ’caz’ı, A1lah’ın izniyle altmış cild yazacaktım. İnşaallah, Risale-i Nur, ahiren, o mutasavver harika tefsirin yerini tutacak."
Üstadımla yedi-sekiz sene musahabetim esnasında mühim meşhûdatım çoktur. Fakat, -2- mûcibince, deryaya delalet maksadıyla, bu fıkra kafi görüldü. Çünkü, Üstadımdan iftirak zamanı idi; acele yazdım. Üstadım -3- ayetinin sırryla, çok defa yanlarında beni musahib bulmak hakkını ve teveccüh duasıyla yerine getireceklerine emînim.
Hafız Halid
• • •


1 Sen Darü’l-Hikmettesin. Kalbini tedavi edecek bir tabib ara.

2 Damla denizi gösterir.

3 Yanınızdaki arkadaşa [iyilik edin]... (Nisa Sûresi: 36.)