Pakistan’da Arapça ve Orduca olarak muhtelif gazete ve mecmualarda intişar eden Risale-i Nur’dan İktisad Risâlesi’nin Essıddık mecmuasındaki Arapça tercümesi.
Medîne-i Münevverede Bulunan ve Nurun Hakîkatini Tam Anlayan ve İslâmiyete Hizmet Eden Bir Zâhn Mektubudur
Gönüller fâtihi pek muhterem ve mükerrem Üstadımız Hazretleri,
Mübârek ellerinizden öper, bütün azîz ve sadâkatli talebelerinizle beraber sıhhat ve selâmette daim olmanızı Bârigâh-ı Kibriya’dan niyaz eylerim.
Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi, bendenizi de dünyalar kadar memnun ve mesrûr eylemiştir. Nasıl memnun etmesin ki? Sizin, eserlerinizle birlikte berâetiniz demek, rûhun maddiyâta, nûrun zulmete, îmânın küfre, hakkın bâtıla, Tevhîdin şirke ve irfânın cehle galip gelmesi demektir.
Yıllardan beri önüne sıradağlar gibi engeller, korkunç uçurumlar gibi mânîler konulan "Nur Çağlayanı," en sonunda mu’cizevî bir şekilde bütün sedleri yıkmış, mânîleri aşmış Nur ile bütün zulmetleri târ ü mâr eylemiştir.
"Mu’cizevî hârikalarla doğan Ilâhî tecellîlerin vasfında kalemler kırılır, fikirler gürülder, ilhamlar yanar, kül olur" derlerdi. Hakîkaten bendeniz, şimdi bu müstesnâ zaferin karşısında aynı aczi bütün varlığımla hissediyorum. Zîrâ, tefekkür ve ilhâmıma nihayetsiz bir ufuk açılıyor; cihan, muhteşem bir "Nur mâbedini" andırıyor; civarımdaki herşey, her yer, derin vecd ve istiğraklarla gaşyolmuş bir halde.
Her zerrede
sırr-ı Sübhânîsi tecellî ediyor.
Binâenaleyh, bilmiyorum, bu mes’ud hâdiseyi şanlı bir zafer, şâhâne bir fetih Ilâhî bir kurtuluş, cihanşümûl bir bayram diye mi vasıflandırayım? Zîrâ, kudsî dâvânın kazanmış olduğu bu Ilâhî zafer, bütün Islâm ve insanlık dünyasındaki mücâhidlerin azimlerine kuvvet, ruhlarına can, îmanlarına hız ve heyecan vermiştir.
Evet, azim ve îmanları, aşk ve emelleri henüz kemâle ermemiş olan birçok Müslümanlar, maalesef acıklı bir yeis içinde idiler. Böyle bir zaferin tahakkukunu, hayâl ve muhal görüyorlardı. Fakat bütün feyiz ve nurunu insanlığı tenvir ve irşad için Ilâhî bir güneş halinde Arş-ı âzamın pürnur’ufuklarından inen Kur’ân-ı Kerîm’den alan Nur neşriyatı, durgun gölleri andıran gönülleri deryâlar gibi coşturmuş,
Hiçbir şey yoktur ki, Onu övüp, Onu tesbih etmesin. (İsrâ Suresi: 44.)