İlâhîden başka o hizmet-i kudsiyeyi hiçbir şeye âlet etmemek için, bir cihette hayat-ı içtimâiye fâidelerinden çekiniyorlar.
"Ammâ Ihvân-ı Müslimîn ise; onlar da hakîkaten maksat îtibâriyle aynı mâhiyette oldukları halde, mekân ve mevzû ve bâzı esbab sebebiyle, Nur Talebeleri gibi dünyayı terk edemiyorlar. Âzamî fedâkârlığa kendilerini mecbur bilmiyorlar.
Isa Abdülkadir
Bağdat’ta çıkan, ehemmiyetli, siyasî bir cerîde olan Eddifa gazetesinin muharriri Isa Abdülkadir diyor ki:
Nur Talebelerinin mürşidi olan Bediüzzaman Said Nursî hakkında Eddifa gazetesini okuyanlar benden soruyorlar: "Tükiye’deki Nur Talebelerinden ve Üstadları olan Said Nursî’den bize mâlûmât ver" diyorlar. Ben de bunlar hakkında kısa bir cevap vereceğim. Çünkü, Üstadın, Nurun ve Nur Talebelerinin Araplara hakkı olduğu için Araplar onlardan ciddî bahsetsinler. Zîrâ, Islâmiyetin madde-i esâsiyesi olan Araplar Risâle-i Nur’dan ziyâdesiyle fâide görmeye başlamışlar.
Bu Nur Talebeleri, Risâle-i Nur’la, hem Türkiye’de, hem bilâd-ı Arabda komünistliğe karşı muhkem bir sed tesis ediyorlar.
Bu yazı, Demokratlar çıkmadan evvelki zamana bakar; onun için Nur talebelerinin adedi hakkında müdde-i umûminin dediği gibi yalnız beş yüz bin değil, belki şimdi Türkiye’de milyonları aşmış bulunuyor ve hergün de ziyâdeleşiyorlar.
Risâle-i Nur ise, öyle geniş bir mikyas ile intişar ediyor ki, değil yalnız Türkiye’de ve bilâd-ı Islâmiyede, hattâ ecnebîlerde de iştiyakla istenilir oluyor. Ve Nurun talebelerinin şevklerini hiçbir şey kıramıyor. Işte Nur Talebeleriyle Nur Risâleleri ve onların bu büyük hizmet-i Kur’âniyeleri Demokrat hükûmetinin bir büyük hasenesidir ki, mübârek âlem-i Islâmdaki hareket-i Islâmiye bu hükûmet-i demokrasiyi takdir ve tahsinle karşılıyor. Bütün Irak ahali-i Müslimesi ki, Arap, Türk, Kürd, Iran bu Islâmî hizmeti ve kudsî mücâhedeyi kemâl-i ferah ile karşılıyorlar. Ve Türkiye’deki Türk kardeşlerimiz, garbın yanlış tesirâtlarına karşı bunlarla mukavemet gösteriyorlar kanaatindedirler.
Isa Abdülkadir