Tarihçe-i Hayat Sekizinci Kısım: Isparta Hayatı


Çok mübârek Üstadımız Hazretleri,
Evvela: Geçenlerde alınan Nur eczâlarının hepsi dağıldı; Nurun müştakları sürur içinde kaldılar. Nurdan kısmeti olanlar, birer birer çıkıp, ona koşuyorlar. Nur arayan sîneler, hakîkatince, buluyorlar. Bu sefer Ziya kardeşimizin getirdiği otuz dört adet Sözler kapışıldı. Asâ-yı Mûsâ’lar Ankara’ya ve Anadolu’nun muhtelif yerlerine dağılıyor.
Risâle-i Nur’un perde arkasındaki parlaklığını görmeyenler dahi ona taraftardırlar. Risâle-i Nur’un Medresetü’z-Zehrası Anadolu çapında ve âlem-i Islâm ölçüsünde genişleyeceğini, Risâle-i Nur’daki hakîkatin yüksekliğinden ve dikkat ve tefekkürle okuyan mü’minlerin ve ehl-i ilmin arasında vücuda gelen sarsılmaz uhuvvet ve kardeşlikten anlıyoruz. Medresetü’z-Zehranın bu muazzam faaliyeti, zemin yüzünde bahar mevsiminde olan Ilâhî ve muazzam neşir gibi sessiz, gürültüsüz, şâşaasız, gösterişsiz ve mütevâzi fakat muazzam bir şekilde cereyan etmektedir. Fıtraten acûl olan insanoğlu, âlemde hâkim olan kanun-u Ilâhîyi düşünmeyerek, her meselenin istediği vakitte hal olunmasını istiyor; küçük dairelerdeki vazifelerini atlayıp, büyük dairelere sapıyor.
Tohumları atılmış ve sünbül vaktine gelmiş olan Risâle-i Nur’un yetiştirdiği hakîki îmanlı zâtlar, inşaallah yakın zamanda âlem-i Islâma birer nümûne-i imtisâl olup nûr-u hidâyeti göstereceklerdir.
Ankara Üniversitesi Nur Talebeleri nâmına
Abdullah

Kim ciddî olarak arayış içine girerse, bulur.