Tarihçe-i Hayat Sekizinci Kısım: Isparta Hayatı

âyeti, ulü’l-emre itaati emreder. Allah ve Resûlünün itaatine zıt olmamak şartıyla, o itaatin emir kuluyum diye hareket edebilir. Halbuki bu meselede, an’ane-i Islâmiye kanunları hastalara şefkatle incitmemek, gariplere şefkat edip incitmemek, Allah için Kur’ân ve ilm-i îmânîye hizmet edenlere zahmet vermemek ve incitmemek emrettiği halde; husûsan münzevî, dünyayı terk etmiş bir adama ecnebî papazlarının serpuşunu teklif etmek on vecihle değil, yüz vecihle kanuna muhâlif ve Islâmın an’anevî kanunlarına karşı bir kanunsuzluktur ve keyfi bir emir hesâbına o kudsî kanunları kırmaktır. Benim gibi kabir kapısında, gayet hasta, gayet ihtiyar, garip, fakir, münzevî, Sünnet-i Seniyeye muhâlefet etmemek için otuz beş seneden beri dünyayı terk eden bir adama bu tarz muâmeleler katiyen şek ve şüphe bırakmadı ki; komünist perdesi altında, anarşîlik hesâbına vatan ve millet ve Islâmiyet ve din aleyhinde müthiş bir suikast eseri olduğu gibi, Islâmiyete ve vatana hizmete niyet eden ve müthiş hâricî tahribâta karşı cephe alan dindar mebuslar ve demokratlara dahi büyük bir suikasttir. Dindar mebuslar dikkat etsinler, bu dehşetli suikaste karşı müdâfaada beni yalnız bırakmasınlar.

Haşiye
Rusun Başkumandani kasten önünden üç defa geçtiği halde aya?a kalkmayan ve tenezzül etmeyen ve onun îdam tehdidine karşi izzet-i Islâmiyeyi muhâfaza için ona başini e?meyen; Istanbul’u istilâ eden Ingiliz başkumandanina ve onun vâsitasiyla fetvâ verenlere karşi, Islâmiyet şerefi için, îdam tehdidine beş para ehemmiyet vermeyen ve "Tükürün zâlimlerin o hayâsiz yüzüne!" cümlesiyle ve matbuât lisâniyla karşilayan; ve Mustafa Kemal’in, elli mebus içinde, hiddetine ehemmiyet vermeyip, "Namaz kilmayan hâindir" diyen; ve Dîvân-i Harb-i Örfìnin dehşetli suâllerine karşi, "Şeriatin tek bir meselesine rûhumu fedâ etmeye hazirim" deyip, dalkavukluk etmeyen; ve yirmi sekiz sene, gâvurlara benzememek için, inzivâyi ihtiyâr eden bir Islâm fedâisi ve hakîkat-i Kur’âniyenin fedakâr hizmetkânna maslahatsiz, kanunsuz denilse ki: "Sen, Yahudî ve Hiristiyan papazlarina benzeyeceksin, onlar gibi başina şapka giyeceksin, bütün Islâm ulemâsinin icmâina muhâlefet edeceksin; yoksa ceza verece?iz" denilse, elbette öyle herşeyini hakîkat-i Kur’âniyeye fedâ eden bir adam, de?il dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça biçakla kesilse, Cehenneme de atilsa, katiyen, yüz rûhu da olsa-bütün tarihçe-i hayatinin şehâdetiyle-fedâ edecek!
Acaba, bu vatan ve dînin gizli düşmanlarinin bu eşedd-i zulm-ü Nemrudânelerine karşi, mânevî pekçok kuvveti bulunan bu fedâkârin tahammülü ve maddî

Ey îman edenler! Allah’a itaat edin; Peygambere ve sizden olan idârecilere de itaat edin. (Nisa Sûresi: 59.)