Tarihçe-i Hayat Sekizinci Kısım: Isparta Hayatı

BU MEKTUP SAMSUN’DA MÜNTEŞIR
BÜYÜK CIHAD GAZETESINDE INTIŞAR ETMIŞTIR.
MÜFTERILERIN TAHRIKATIYLA SAMSUN’DA
MUHAKEME AÇILMASINA VESÌLE OLMUŞTUR.
MUHÂKEME BERAETLE NETICELENMIŞTIR.


Âlem-i Islâmın halâskârı, ehl-i îmânın sertâcı, Risâle-i Nur’un tercümanı Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerine,
Bu defa dindar Demokratların delâletiyle Afyon Mahkemesince Risâle-i Nur’un serbestiyetine, bütün risâle, mektup ve mecmualarının suç mevzuu teşkil etmediğinden iâdelerine karar verilmesini, senelerce evvel îlân ettiğiniz, "Risâle-i Nur benim değil, Kur’ân’ın malıdır; Kur’ân’ın feyzinden gelmiştir. Hiçbir kuvvet onu Anadolu’nun sînesinden koparıp atamayacaktır. Risâle-i Nur, Kur’ân’a bağlıdır; Kur’ân ise, Arş-ı Âzamla bağlanmıştır. Kimin haddi var ki, onu oradan söküp atsın!" diye olan hakîkatli beyânâtınızın açık bir tezâhürü ve bu ulvî hizmetinizin Ilâhî ve Kur’ânî olduğunun parlak bir delili bilerek, bu berâet kararının âlem-i Islâmın ve bâhusus bu millet-i Islâmiyenin saadetlerinin başlangıcı olması îtibâriyle, başta bütün varlığıyla bu zaferleri bekleyen Nur âilesine reis ve hakîkatler deryâsına kaptan tâyin edilen ve zulmet-i küfürle tuğyan etmiş insanlığa hâdî ihsan olunan azîz, sevgili Üstadımız ve buna vesîle olmakla ehl-i îmânı kendilerine dost ve taraftar eyleyen dindar Demokratları ve âdil heyet-i hâkimeyi sonsuz minnetlerle tebrik eder; ve arz ederiz ki:
Uzun senelerden beri terakkî ve teâlisi için çalıştığınız ve uğrunda fedâ-i nefs ve can eylediğiniz hakîkat-i Kur’âniyenin bugün bütün bir memleket, bir millet çapında ehl-i îmânın kalblerine sürûrlar getirerek fevkalâde inkişâfı, hizmetine memur kılındığınız ve bilfiil muvaffak olduğunuz kudsî dâvâ ve hizmetinizin ne kadar yüksek ve parlak olduğunu güneş gibi ispat ediyor.
Yirmi beş-otuz seneden beri bütün mânîlere ve sıkıntılara rağmen bu kadar sabır ve metânetiniz ve Kur’ân’dan kalb-i münevverinize gelen Risâle-i Nur’un neşri cihetinde bu hârika hizmet ve mücâhedeleriniz, istikbâlin nesillerine ve Islâmın kahraman mücâhidlerine bir nümûne-i iktidâ ve imtisâl oluyor. Kur’ân güneşinin sönmeyen nurları ve ebedî lem’aları olan Nur şuâlarıyla cehl ve dalâlet karanlıklarını izâle ederek, milyonlar kalbleri o nurla nurlandırıp, ehl-i îmânı kendinize minnettar ettiniz. Bu vatan ve bu millet, bu tarih ve bu toprak, sizin bu hizmetinizi, bu fedâkârlığınızı hiçbir zaman unutmayacaktır. Ebediyet âlemine göç eylediğinizde dahi, sizin bu hizmetiniz bir çekirdek olup, ondan fışkıran bir şecere-i âliye her