Tarihçe-i Hayat Üçüncü Kısım: Eskişehir Hayatı

Nur, kendi başıyla yüz manevî keşfiyatı havî bir eserdir. Bu keşfiyatın bir tekini bile, keşşafın hakk-ı keşfini siyanet etmekle, zıyaa uğratmamak lazım gelir. Keşfiyatın ehemmiyeti, ehl-i hakîkat ve ehl-i ilim ve edipler ortasında gayet büyüktür ve ehemmiyeti var. Bir kimse, diğerinin keşfiyatını temellük edemez. Eğer etse, onun aleyhine ikame-i dava etmek, bütün memleketlerde carî olan bir kanundur. İleride hükûmetin müsaadesini istihsal sûretiyle neşretmek istediğim ve yirmiotuz seneden beri keşif ve telifıne çalıştığım ve elli seneden beri devam eden tetkikat ve mücahedat-ı fıkriye ve muhtelif menbalardaki taharnyat ve mesaimin neticesi ve semeresi olarak yazdığım ve manevî yüz keşfiyatı gösteren ve binlerce hakîkati havî yüzden ziyade risaleden ibaret olan Risale-i Nur’un telifinden sonra neşredilen-bazı kanunlara uygun gelmeyen-on beş noktasını ortaya atarak müttehem bir vaziyete koymak, bu hakîkatlerin ve benim onlara taallûk eden hukuklarımın zıyaını mûcib olmakla beraber, diğerin intikal ve sirkatine ve temellük ve kendine mal etmesine zemin ihzar ettiğinden; bu babda, evvelemirde ve herşeyden ziyade hakîkat namına ve hukuk hesabına, hakkımın muhafazası adil mahkemenizin nazara alacağı ilk cihettir. Ve bir cürüm aleti olmak tevehhümüyle müsadere edilen risalelerimin tazammun ettiği hakaik, ehl-i fen ve felsefeye ve akademi muhakkiklerine karşı ispatıma medar olmak üzere elimde bulunması lazım geleceğinden; bu keşfiyat ve münazarat-ı ilmiye üzerinde hazırlığımı tesbit etmek için, tarafıma iadesini isterim. Beni mahkûm etseniz de, onlar mahkûm olamaz ve hapiste dahi benim arkadaşım olmalıdırlar.
Mahkemelerin ihkak-ı hak cihetindeki haysiyetine, şerefine mühim bir nakîse, belki zıt olan garazkarların telkinatına tebaiyete, elbette mahkeme-i adalet tenezzül etmeyecek ve garazkarların entrikalarını akîm bırakacaktır. Ve adaletten ve ihkak-ı haktan daha büyük bir makam vazife cihetinde tanımayan mahkemenin, her türlü tesirattan azade olarak vazifesini yapacağı esas adaletin muktezası olduğuna istinaden, şahsım namına değil, belki çok hakîkatlerin ve birçok masum hukukların kendine bağlı olduğu bir hakîkat-i aliye namına, hakkındaki asılsız evhamlarını bir an evvel Risale-i Nur’un hürriyetini îlan etmekle ref’ etmektir.
· Üçüncü Madde: Bize isnad edilen mevhum suç ise; umûmi bir tabir ile ve kuyûd-u ihtiraziye nazara alınmayarak, Ceza Kanununun yüz altmış üçüncü maddesi, yalnız zahirine ve umûmiyetine temas ettirip, mahkûmiyetim istilzam edilmek istenildiği anlaşılıyor. Bize isnad edilen birkaç maddenin katî ve hakîki cevaplan zaptınıza geçen müdafaatımda bulunmakla beraber; on veya on beş nokta yüzünden, manevî yüz keşfıyatı havî, yüzler hakîkat-i mühimmeyi camî yüzden ziyade cüz’den ibaret olan Risale-i Nur, mükafat ve takdir yerine mücazat ve tenkit ile karşılanmıştır. Mahkemenizden bu hakkımı ve Risale-i Nur’un hürriyet hakkını istemek, büyük bir hakkımdır. Bu cihetin halli ve faslı labüd ve zarûridir.
· Dördüncü Madde: Şimdiye kadar bana hücum eden ve hükûmeti aleyhimize çeviren kimselerin garazkar oldukları ve sırf garaz ile iliştikleri bununla anlaşılıyor