Tarihçe-i Hayat Üçüncü Kısım: Eskişehir Hayatı

halde, eski yazdığım bir-iki kitabımda zikrettiğim bir-iki kelime varmış diye, "Hükûmetin rejimine ve inkılabına hücum ediyor" denilmiş. İşte, ben de soruyorum: Böyle en edna bir cezaya medar olamayan ilmî bir maddeye, koca bir memleketi meşgul edip endişe verecek bir şekil verilir mi?
İşte, beni ve beş-on dostlarımı bu adi, ehemmiyetsiz cezaya çarpmak; umum memlekette aleyhimize bir şiddetli propaganda ve milleti korkutup bizden nefret ettirmek ve
Dahiliye Nazırını mühim bir kuvvetle, Isparta’da birtek neferin göreceği işi görmek için, Isparta’ya celb edilmesi ve Heyet-i Vekile Reisi İsmet, vilayat-ı Şarkiyeye o münasebetle gitmesi ve iki ay benim hapiste bütün bütün konuşmaktan menedilmem ve bu gurbette, kimsesizlikte, hiç kimse halimi sormak ve selam göndermeye meydan verilmemek gösteriyor ki; dağ gibi bir ağaçta, nohut gibi birtek meyve bulundurup, manasız, hikmetsiz, kanunsuz bir vaziyettir ki, değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiçbir hükûmetin işi olamaz. Ben hukùkumu kanun dairesinde istiyorum. Kanun namına kanunsuzluk edenleri, cinayetle ittiham ediyorum. Böyle canilerin keyiflerini, elbette hükûmet-i cumhuriyenin kanunları reddeder ve hukùkumu iade eder ümidindeyim.
Eskişehir hapsinde tecrid-i mutlakta
Said Nursî