Tarihçe-i Hayat Yedinci Kısım: Afyon Hayatı

suçludur" diyenler ve onu pek ağır şerâit altında mahkûm edenler, elbette yerden göğe kadar suçludur. Mahkeme-i kübrâda hesâbını verecekler.
Acaba, bir nutuk ile, isyan eden sekiz taburu itaate getiren ve kırk sene evvel, bir makalesiyle binler adamı kendine taraftar yapan ve mezkûr üç dehşetli kuınandanlara karşı korkmayan ve dalkavukluk yapmayan ve mahkemelerde, "Başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa ve hergün biri kesilse, zındıkaya ve dalâlete teslim-i silâh edip, vatan ve millet ve Islâmiyete hıyânet etmem. Hakîkat-i Kur’ân’a fedâ olan bu başımı zâlimlere eğmem!" diyen ve Emirdağ’ında, beş on âhiret kardeşi ve üç dört hizmetçilerden başka kimse ile alâkadar olmayan bir adam hakkında ittihamnâmede, "Bu Said, Emirdağ’ında gizli çalışmış, âsâyişe zarar vermek fikriyle orada bir kısım halkları zehirlemiş. Yirmi adam da etrafında onu methedip, husûsi mektuplar yazdıkları gösteriyor ki, o adam inkılâp ve hükûmet aleyhinde gizli bir siyaset çeviriyor" diyerek, emsâlsiz bir adâvet ve ihânetlerle iki sene hapse sokmak ve hapiste tecrid-i mutlak ile ve mahkemede konuşturmamakla tâzib edenler, ne derece haktan ve adâletten ve insaftan uzak düştüklerini vicdanlarına havâle ediyorum.
Hiç mümkün müdür ki, böyle haddinden yüz derece ziyâde teveccüh-ü âmmeye mazhar ve bir nutuk ile binler adamı itaate getiren ve bir makale ile binlerle insanları Ittihâd-ı Muhammedî (a.s.m.) Cemiyetine iltihak ettiren ve Ayasofya Camiinde elli bin adama takdir ile nutkunu dinlettiren bir adam, üç sene Emirdağ’ında çalışsın, yalnız beş on adamı kandırsın ve âhiret işini bırakıp siyaset entrikalarıyla uğraşsın. Yakın olduğu kabrine nurlar yerine lüzûmsuz zulmetler doldursun? Hiç kabil midir? Elbette şeytan dahi bunu kimseye kabul ettiremez.
· Dördüncüsü: Şapka giymediğimi mahkûmiyetime ehemmiyetli bir sebep göstermeleridir.
Beni konuşturmadılar, yoksa beni cezalandırmaya çalışanlara diyecektim ki,
"Üç ay Kastamonu’da polisler ve komiser karakolunda misâfir kaldım. Hiçbir vakit bana demediler, `Şapkayı başına koy!’ Ve üç mahkemede şapkayı başıma koymadığım ve başımı mahkemede açmadığım halde, bana ilişmedikleri ve yirmi üç sene bâzı dinsiz zâlimlerin o bahane ile bana gayr-i resmî, çok sıkıntılı ve ağır, bir nevî ceza çektirdikleri ve çocuklar ve kadınlar ve ekserî köylüler ve dairede memurlar ve bere giyenler şapka giymeye mecbur olmadıkları ve hiçbir maddî maslahat giymesinde bulunmadığı halde, benim gibi bir münzevî, bütün müçtehidlerin ve umum Şeyhü’i-Islâmların yasak ettikleri bir serpuşu giymediğim bahanesiyle ve uydurmalar ilâvesiyle yirmi sene cezasını çektiğim ve libasa âit mânâsız bir âdetle tekrar beni cezalandırmaya çalışan ve çarşıda, Ramazan’da, gündüzde rakı içip namaz kılmayanları "Hürriyet-i şahsiye var" diye kendine kıyas edip ilişmediği halde, bu derece şiddet ve tekrarla ve ısrarla beni kıyafetim için suçlandırmaya çalışan, elbette ölümün îdâm-ı ebedîsini ve kabrin dâimî haps-i münferidini gördükten sonra, mahkeme-i kübrâda ondan bu hatâsı sorulacak!