Hizmet Rehberi — Nur Talebeleri sâir âlimlerin eserlerine karşı tavır almaz

yegâne üstâdımı beğenmemek değil, belki bütün kuvvetleriyle, onların takip ettiği mesleği, ehl-i dalâletin hücumundan kurtarmak ve muhâfaza etmektir. Fakat, onların zamanında bu dehşetli zındıka hücumu, erkân-ı îmâniyeyi sarsmıyordu. O muhakkik ve allâme ve müçtehid zâtların asırlarına göre münâzara-i ilmiyede ve dîniyede istimâl ettikleri silâhlar hem geç elde edilir, hem bu zaman düşmanlarına birden galebe edemediğinden, Risâle-i Nur, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyândan hem çabuk, hem keskin, hem tam düşmanların başını dağıtacak silâhları bulduğu için, o mübârek ve kudsî zâtların tezgâhlarına mürâcaat etmiyor. Çünkü umum onların mercîleri ve menbâları ve üstadları olan Kur’ân, Risâle-i Nur’a tam mükemmel bir üstad olmuştur. Ve hem vakit dar, hem bizler az olduğumuz için vakit bulamıyoruz ki, o nûrânî eserlerden de istifâde etsek.
Hem, Risâle-i Nur şâkirtlerinin yüz mislinden ziyâde zâtlar o kitaplarla meşguldürler ve o vazifeyi yapıyorlar. Biz de o vazifeyi onlara bırakmışız. Yoksa, hâşâ ve kellâ, o kudsî üstadlarımızın mübârek eserlerini rûh u canımız kadar severiz. Fakat, herbirimizin bir kafası, birer eli, birer dili var; karşımızda da binler mütecâviz var; vaktimiz dar, en son silâh, mitralyöz gibi Risâle-i Nur bürhanlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifâ ediyoruz.
Kastamonu Lâhikası, s.133.