İşârâtü'l-İ'câz Bakara Sûresinin on altıncı âyetinin tefsiri

-1- münafıkların iki hüsrana maruz kaldıklarına işarettir. Birisi, dalalet hüsranıdır. İkincisi, hidayet gibi büyük bir nimeti kaybetmektir.
Yani, "Ticaretlerinin karı olmadı."
Sual : Münafıkların bu ticaretlerinde re’sül-malları da zayi olduğu halde, yalnız karlarının olmamasından bahsedilmesi neye işarettir?
Elcevap : Akıllı bir tüccarın, karı olmayan bir alışverişe girişmemesi lazım olduğuna ve karı olmamasıyla beraber, re’sül-malın da zayi olması ihtimali olan ticaretlere girişmemesi elzem ve evla olduğuna işarettir.
Sual : Ribh fiili, hakikaten münafıkların fiili olduğu halde, bu cümlede ticarete isnat edilmiş olduğu neye işarettir?
Elcevap : Onların ne bu ticaretlerinde, ne eczasında, ne ahvalinde ve ne vesaitinde, ne cüz’i ve ne de külli bir fayda bulunmadığına işarettir. Evet, bazı ticaretlerde matlup kar olmasa da, ahvalinde veya vesaitinde az çok bir fayda olabilir. Fakat bu ticaret ise şerr-i mahzdır, faydalardan tamamen mahrum bir zarardır.
-2- Yani, "Re’sül-mallarını zayi etmekle hüsrana maruz kaldıkları gibi, yollarını da kaybetmişlerdir." Bu cümlede, surenin başındaki -3- cümlesine gizli bir remiz vardır ki: Kur’an-ı Kerim hidayeti vermemiş değildir; hidayeti vermiş de bunlar kabul etmemişlerdir.

• • •

1 Hidayet karşılığında dalaleti...

2 Bir daha da doğru yolu bulamamışlardır.

3 Takva sahipleri için hidayet. (Bakara Suresi: 2.)