İşârâtü'l-İ'câz Bakara Sûresinin yirmi üç ve yirmi dördüncü âyetlerinin tefsiri

ilaahir.
Bu tabirden anlaşılır ki, onların ilzamları, aczleri son hadde baliğ olmuştur. Zira, dokuz dereceye baliğ olan tahaddinin, yani muarazaya davet etmenin tabirleri, tabakaları vardır.
1. Yüksek nazmıyla, ihbarat-ı gaybiyesiyle, ihtiva ettiği ulumu ve ali hakaikiyle beraber tam bir Kur’an’ın mislini, ümmi bir şahıstan getiriniz.
2. Eğer böylece mislini getirmek takatinizin fevkinde ise, beliğ bir nazımla uydurma şeylerden olsun, getiriniz.
3. Eğer buna da kudretiniz olmazsa, on sure kadar bir mislini yapınız.
4. Bu da mümkün olmadıysa, uzun bir surenin mislini yapınız.
5. Eğer bu da size kolay değilse, kısa bir surenin misli olsun.
6. Eğer ümmi bir şahıstan imkan bulamadıysanız, alim ve katip bir adamdan olsun.
7. Bu da olmadığı takdirde, biribirinize yardım etmek suretiyle yapınız.
8. Buna da imkan bulunamadığı takdirde, bütün ins ve cinlerden yardım isteyiniz ve bütün efkarın neticelerinden istimdad ediniz. Neticeleri, tamamen yanınızda bulunan kütüb-ü Arabiyede mevcuttur. Bütün kütüb-ü Arabiye ile Kur’an arasında bir mukayese yapılırsa, Kur’an, mukayeseye gelmez. Çünkü hiçbirine benzemiyor. Öyleyse Kur’an, ya hepsinden aşağıdır veya hepsinden yukarıdır. Birinci ihtimal, batıl ve muhaldir. Öyleyse hepsinden yukarı, fevka’l-küll bir kitaptır. On üç asırdan beri misli vücuda gelmemiştir, bundan sonra da vücuda gelemeyecektir, vesselam.
9. "Bizim şahitlerimiz yoktur. Eğer muarazaya girişsek, bizi destekleyecek kimse yoktur" diye gösterdikleri o bahaneyi de def etmek için, "Pühedanıza da müsaade edilmiştir. Onları da çağırın, size yardım etsinler."
İşte bu tabakalara dikkat edilirse, muarazanın şu mertebelerine işareten, Kur’an-ı Kerimin yaptığı icaz ile gösterdiği i’caza bir şua görünür.
Arkadaş! Kur’an-ı Kerimden en kısa bir sureye muaraza etmekten beşerin aczi, mezkur izahat ile sabit oldu. Amma i’cazın limmiyet ciheti kaldı. Yani, beşerin aczini intaç eden illet ve sebep nedir?
Evet, Kur’an ile muaraza ve mübarezeye çıkan insanların kuvveti Cenab-ı Hak tarafından körleştirilerek, muarazayı yapabilecek kabiliyetten sukut ettirilmiştir. Fakat Abdülkahir-i Cürcani, Zemahşeri, Sekkaki gibi belagat imamlarınca, beşerin kuvveti Kur’an’ın yüksek üslup ve nazmına yetişemediğinden, aczi tezahür etmiştir. Bir de, Sekkaki demiştir ki: "İ’caz, zevkidir; tarif ve tabir edilemez."

Bir sureyi...