İşârâtü'l-İ'câz Ecnebi Feylesofların Kur'an-ı Kerim Hakkındaki Şehadetleri

yâhut halkı sâir Peygamberlerin ahvâliyle, milletlerin âkıbetiyle korkutmak îcap ettiği zaman, Kur’ân’ın lisânı, en katî ciddiyeti almaktadır. Mâdem ki Kur’ân’ın birbirine düşman kabîleleri, yekdiğeriyle mücâdele eden unsurları derli toplu bir millet haline getirdiğini, onlan eski fikirlerinden daha ileri bir seviyeye yükselttiğini görüyoruz; o halde belâgat-ı Kur’âniyenin mükemmeliyetine hükmetmeliyiz. Çünkü, Kur’ân’ın bu belâgatı vahşî kabîleleri medenî bir millet haline getirmiş; dünyanın eski tarihine yeni bir kuvvet ilâve etmiştir. Zaman ve mekân îtibânyla birbirinden çok uzak oldukları gibi, fikrî inkişaf îtibarıyla da birbirinden çok farklı insanlara hârikulâde bir hassasiyet ilham eden ve muhâlefeti hayrete ve istihsâna kalbeden Kur’ân, en şâyân-ı hayret eser tanınmaya lâyıktır. Kur’ân, beşerin mukadderâtıyla meşgul âlimler için tetebbua şâyân en fâideli mevzû sayılır.
Doktor CITY YOUNGEST


Kur’ãn’ın Lisãnı Nezâhet ve Belãgat Îtibârıyla Nazîrsizdir
Kur’ãn, Bizåtihî Muhteşem Bir Mu’cizedir

Kur’ân’ın mutaassıp münekkidi ve mütercimi Corsele (Korsel) diyor ki:
Kur’ân, Arapçanın en mükemmel ve pek mevsuk bir eseridir. Müslümanların îtikàdı veçhile bir insan kalemi, bu i’câzkâr eseri vücuda getiremez. Kur’ân, bizâtihî dâimî bir mu’cizedir; hem öyle bir mu’cize ki, ölüleri diriltmekten daha yüksektir. Bu mukaddes kitabın tâ kendisi, menşeinin semâvî olduğunu ispata kâfidir. Muhammed (a.s.m.), bu mu’cizeye istinâden, bir peygamber olarak tanınmasını istemiştir. Arabistan’ın çıplak ve kısır çöllerini aydınlatan, şâir ve hatiplere meydan okuyan Kur’ân, bir âyetine nazîre istemiş; hiçbir kimse bu tehaddîye karşı gelememişti. Burada yalnız bir misâl îrâd ederek, bütün büyük adamların, Kur’ân’ın belâgatına baş eğdiklerini göstermek isterim.
Hazret-i Muhammed’in (a.s.m.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı şâir Lebid idi. Lebid, Muallâkàttan birinin nâzımıdır. O zaman putperest olan Lebid, Kur’ân’ın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti. Kur’ân’ın belâgatı karşısında hayran kalan Lebid, Müslümanlığı kabul etmiş, Kur’ân’ın ancak bir peygamber lisânından duyulacağını söylemiştir.
Kur’ân’ın lisânı beliğ ve hârikulâde seyyâldir. Cenâb-ı Hakkın şan ve celâletini, azamet sıfatlarını ifade eden âyetlerin ekserîsi, müstesnâ bir güzelliği hâizdir. Kur’ân’ı bîtarafâne tercümeye gayret ettim ise de, kàrîlerim Kur’ân’ın metnini sadâkatkârâne bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir. Bu kusuruma rağmen kàrîler tercümemde bahis mevzuu ettiğim muhteşem âyetlerin birçoklarını okuyacaklardır.
CORSELE