İşârâtü'l-İ'câz Ecnebi Feylesofların Kur'an-ı Kerim Hakkındaki Şehadetleri

Kur’ãn Beşeriyete İlâhî Bir Lütuftur. Kur’ân Muzaffer Cumhuriyetler Meydana Getirmiştir

Kur’ân âyetlerini nüzûl tarihine göre tercüme eden ve tertip eden İngiltere’nin en mutaassıp papazlarnıdan Rodrvell (Radvel), ,su hakîkatleri îtiraf ediyor:
Kur’ân, Arabistan’ın basit bedevîlerini öyle bir istihâleye uğratmıştır ki, bunların âdetâ meşhur olduklarını zannedersiniz. Hıristiyanların telâkkisine göre Kur’ân’ın nâzil olmuş bir kitap olduğunu söyleyecek olsak bile, Kur’ân, putperestliği imhâ, Allah’ın vahdâniyet akîdesini tesis, cinlere, perilere, taşlara ibâdeti ilgà, çocukları diri diri gömmek gibi vahşî âdetleri izâle, bütün hurâfeleri istisâl, taaddüd-ü zevcâtı tahdit ile, bütün Araplar için İlâhî lütuf ve nîmet olmuştur. Kur’ân, bütün kâinatı yaratan, gizli ve âşikâr herşeyi bilen, kadîr-i mutlak sıfatıyla Zât-ı Kibriyâyı takdîs ve tebcîl ettiğinden, her sitâyişe şâyândır. Kur’ân’ın ifadesi vecîz ve mücmel olmakla beraber, en derin hakîkati, en kuvvetli ve mülhem hikmeti takrir eden elfaz ile söylemiştir. Kur’ân, devamlı memleketler değilse de, muzaffer cumhuriyetler vücuda getirrrıeye hâdim olacak esasları muhtevî olduğunu ispat etmiştir. Kur’ân’ın esaslanyladır ki, fakr ve sefâletleri ancak cehâletleriyle kàbil-i kıyas olan, susuz ve çıplak bir yarımadanın sekenesi, yeni bir dînin, harâretli ve samîmi sâlikleri olmuşlar, devletler kurmuşlar, şehirler inşâ etmişlerdir. Filhakîka, Müslümanlann heybetidir ki, Fesdad, Bağdad, Kurtuba, Delhi bütün Hıristiyan Avrupa’yı titreten bir azamet ve haşmet ihrâz etmişlerdir.
RODWELL

Müslümanlık Dünyanın Kıvãmı Olan Bir Dindir;
Cihan Medeniyetinin İstinad Ettiği Temelleri Muhtevîdir

Fransa’nın en mâruf müsteşriklerinden Gaston Care (Gaston Kar),19l3 senesinde Figaro Gazetesinde yeryüzünden Müslümanlık kalkacak olursa, müsâlemetin. muhâfazasına imkân olup olmadığı hakkında makaleler silsilesi yazmış ve o zaman bu makaleler Şark gazezeleri tarafından tercüme olunmuştu. Fransız müsteşriki diyor ki:
"Yüz milyonlarca insanın dîni olan Müslümanlık, bütün sâliklerine nazaran, dünyanın kıvâmı olan bir dindir. Bu aklî dînin menbâı ve düsturu olan Kur’ân, cihan medeniyetinin istinad ettiği temelleri muhtevîdir; o kadar ki, bu medeniyetin, İslâmiyet tarafından neşrolunan esasların imtizâcından vücud bulduğunu söyleyebiliriz. Filhakîka bu âlî din, Avrupa’ya, dünyanın îmarkârâne inkişâfı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir. İslâmiyetin bu fâikiyetini teslim ederek, ona medyûn olduğumuz şükrânı tanımıyorsak da, hakîkatin bu merkezde olduğunda şek ve şüphe yoktur."