Sözler Otuz Üçüncü Söz

Dokuzuncu Pencere
Kâinattaki ibâdât-ı umumiye, bilbedâhe bir Ma’bud-u Mutlakı gösteriyor.
Evet, âlem-i ervâha ve bâtına giden ve ruhânî ve meleklerle görüşen zâtların şehâdetleriyle sabit olan umum ruhânî ve melâikelerin kemâl-i imtisâl ile ubûdiyetleri ve bilmüşâhede, bütün zîhayatların kemâl-i intizamla ubûdiyetkârâne vazifeler görmeleri ve bilmüşâhede, anâsır gibi bütün cemâdâtın kemâl-i itaatle ubûdiyetkârâne hizmetleri bir Ma’bud-u Bilhakkın vücûb-u vücudunu ve vahdetini gösterdiği gibi; herbir tâifesi, icmâ ve tevâtür kuvvetini taşıyan bütün âriflerin hakikatli mârifetleri, bütün şâkirler tâifesinin semeredar şükürleri ve bütün zâkirlerin feyizli zikirleri ve bütün hâmidlerin ni’met arttıran hamdleri ve bütün muvahhidlerin bürhanlı tevhidleri ve tavsifleri ve bütün muhiblerin hakiki muhabbet ve aşkları ve bütün mürîdlerin sâdık irâde ve rağbetleri ve bütün münîblerin ciddi taleb ve inâbeleri, yine Mâruf, Mezkûr, Meşkûr, Mahmûd, Vâhid, Mahbub, Mergub, Maksud olan o Ma’bud-u Ezelînin vücûb-u vücudunu ve kemâl-i rubûbiyetini ve vahdetini gösterdiği gibi; kâmil insanlardaki bütün makbul ibâdâtın ve o makbul ibâdâtın neticesinden hâsıl olan füyüzât ve münâcât, müşâhedât ve keşfiyât, yine o Mevcud-u Lemyezel ve o Ma’bud-u Lâyezâlin vücûb-u vücudunu ve vahdetini ve kemâl-i rubûbiyetini gösterir.
İşte şu üç cihette, ziyâdar büyük bir pencere vahdâniyete açılır.
Onuncu Pencere

Şu kâinattaki mevcudâtın birbirine teâvünü, tecâvübü, tesânüdü gösterir ki, umum mahlûkat birtek Mürebbînin terbiyesindedirler, birtek Müdebbirin idaresindedirler, birtek Mutasarrıfın taht-ı tasarrufundadırlar, birtek Seyyidin hizmetkârlarıdırlar.

O Allah ki, gökten bir su indirdi ki, onunla sizin için rızık olarak meyveleri yetiştirdi. Birbiri ardınca dönüp duran güneşi ve ayı da sizin hizmetinize verdi. O, sözünüz ve halinizle istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, saymakla bitiremezsiniz. (İbrahim Suresi: 32-34)