Tarihçe-i Hayat Altıncı Kısım: Emirdağ Hayatı

diye, bâzı dostlarıma bir gizli mektup, elden göndermiştim. Tâ, benim hayatımın sermâyesi ve neticesi ve gayet ziynetli bir sûrette tezyin edilmiş Risâle-i Nur’dan Denizli’de mahkemede bulunan kitaplarıma yakın olayım ve teslim almaya çalışayım. Maatteessüf, aleyhime olan oradaki ehl-i vukuftan birtek adam, beni müdafaa ederken, o dahi mektubumu görüp, hapse girmem için aleyhime hüküm vermeye mecbur olmuş.
Beni hapislere sokan muârızlarımın bir bahaneleri de, o mahkemede ondan berâet kazandığım "tarîkatçilik"tir. Halbuki, Risâle-i Nur’da dâimâ dâvâ edip demişim: "Zaman tarîkat zamanı değil, belki îmânı kurtarmak zamanıdır. Tarîkatsiz Cennete gidenler çoktur; îmânsız Cennete giden yoktur" diye, bütün kuvvetimizle îmâna çalışmışız. Ben hocayım, şeyh değilim. Dünyada bir hânem yok ki, nerede tekkem olacak? Bu yirmi sene zarfında, birtek adam yok ki, çıksın desin:
"Bana tarîkat dersi vermiş." Ve mahkemeler ve zâbıtalar bulmamışlar. Yalnız eskiden yazdığım tarikatlerin hakîkatlerini ilmen beyân eden Telvihât Risâlesi var ki; bir ders-i hakîkattir ve yüksek bir ders-i ilmîdir, tarîkat dersi değildir. Hürriyet-i vicdanı esas tutan hükûmet-i cumhuriyenin, elbette bu milletin milyarlar ecdâdının ruhları bağlandığı bir hakîkate ve onun yolunda dünyaya meydan okudukları ve îmân-ı tahkîkîyi, galibâne, felsefeye karşı ispat eden bir eseri ve hâdimlerini himâye etmek, ehemmiyetli bir vazifesidir. Yoksa, o zaif hâdimin ellerini bağlayıp, binler düşmanlarını ona saldırtmaya hiçbir vecihle o cumhuriyetin düsturları müsaade etmez. Cumhuriyet beni dinleyecek diye şekvâmı yazdım. Evet, derim.

Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Hem mânevî, hem maddî birkaç cihette sorulan bir suâle mecburiyet tahtında bir cevaptır.
Sual: Neden, ne dahilde, ne hariçte bulunan cereyanlara ve bilhassa siyasetli cemaatlere hiçbir alâka peydâ etmiyorsun ve Risâle-i Nur ve şâkirtlerini mümkün olduğu kadar o cereyanlara temastan menediyorsun? Halbuki, eğer temas etsen ve alâkadar olsan, birden, binler adam Risâle-i Nur dairesine girip parlak hakîkatlerini neşredeceklerdi; hem, bu kadar sebepsiz sıkıntılara hedef olmayacaktın.

Allah bize yeter O ne güzel vekildir. (Al-i İmrân Suresi:173.)