Tarihçe-i Hayat Altıncı Kısım: Emirdağ Hayatı

Bu vatandaki milletin en büyük kuvveti olan âlem-i Islâmın teveccühünü ve hamiyetini ve uhuvvetini kırmak ve nefret verdirmek için, siyaseti dinsizliğe âlet ederek, perde altında küfr-ü mutlakı yerleştirmek isteyenler, hükûmeti iğfal ve adliyeyi iki defadır şaşırtıp, der: "Risâle-i Nur şâkirtleri, dîni siyasete âlet eder; emniyete zarar vermek ihtimâli var." Halbuki, bu memlekete maddî ve mânevî bereketi ve fevkalâde hizmeti ve umum âlem-i Islâma taallûk edecek hakaikı câmî olduğu, otuz üç âyât-ı Kur’âniyenin işaretiyle ve Imâm-ı Ali’nin (r.a.) üç kerâmet-i gaybiyesiyle ve Gavs-ı Âzamın katî ihbârıyla tahakkuk etmiş olan Risâle-i Nur’un, siyasetle alâkası yoktur. Fakat, küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan anarşîlik ve üstü olan istibdâd-ı mutlakı, esâsıyla bozar, reddeder; emniyeti ve âsâyişi ve hürriyeti ve adâleti temin eder. Risâle-i Nur’a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez; daha kimseyi o bahane ile inandıramazlar. Fakat, cepheyi değiştirip, din perdesi altında bâzı safdîl hocaları veya bid’a taraftarları veya enâniyetli sofî meşreblileri bâzı kurnazlıklar ile Risâle-i Nur’ a karşı iki sene evvel Istanbul’da ve Denizli civarında olduğu gibi istimâl etmeye münâfıklar belki çabalayacaklar. Inşâallah muvaffak olamazlar.

Risâle-i Nur, bu mübârek vatanın mânevî bir halâskârı olmak cihetiyle, şimdi iki dehşetli mânevî belâyı defetmek için matbuât ile tezâhüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim.
· O dehşetli belâdan birisi: Hıristiyan dînini mağlûp eden ve anarşîliği yetiştiren, şimalde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanının bu vatanı mânevî istilâsına mukabil, Risâle-i Nur, Sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’ânî vazifesini görebilir.
· Ikincisi: Âlem-i Islâmın bu mübârek vatanın ahalisine karşı pek şiddetli îtiraz ve ithamlarını izâle etmek için matbuât lisânıyla konuşmak lâzım gelmiş, diye kalbime ihtar edildi.
HAŞIYE 1
Ben, dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa’da istilâkârâne hükmeden ve edyân-ı semâviyeye dayanmayan bu dehşetli cereyânın istilâsına karşı Risâle-i Nur hakîkatleri bir kal’a olduğu gibi, âlem-i Islâmın ve Asya kıt’asının hâl-i hazırdaki îtiraz ve ithâmını izâle ve eskideki muhabbet ve uhuvvetini iâde etmeye vesîle olan bir mu’cize-i Kur’âniyedir. Bu vatanın, bu milletin vatanperver siyasîleri süratle Risâle-i Nur’u tâb’ ettirerek resmî neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belâya karşı siper olsunlar.
HAŞIYE 2
Said Nursî

HAŞİYE 1
İşte bu hakîkat, Risâle-i Nur’un-bu mektubun yazılışından on sene sonra-Ankara’da mat- baalarda tâb’ edilmesiyle tahakkuk etmiştir.

HAŞİYE 2
Bu dünya çapındaki büyük şerefe ve en muazzam İslâmî hizmete ancak yeni hükûmet mazhâr olabilmiş’ ve büyük bir anlayış göstererek, Risâle-i Nur’un matbaalarda 1956 senesinde basılmasına sebep olmakla millet-i İslâmiyenin büyük bir teveccühünü kazanmakla, kuvvetini çok fazla arttırmak muvaffakıyetini elde etmiştir.