Tarihçe-i Hayat Altıncı Kısım: Emirdağ Hayatı


Nur Talebelerini Risâle-i Nur’dan Çekmek Isteyenlerin
Desîselerini Beyân Edip, Öylelere
Ne Şekilde Cevap Verilmesi Hakkında Üstadın Hulâsali Bir Mektubu


Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Gayet ehemmiyetli bir meseleyi-bundan evvel size icmâlen beyân ettiğim meseleyi-tekrar size söylememe kuvvetli, mânevî bir ihtar aldım. Şöyle ki:
Perde altındaki düşmanımız münâfıklar, şimdiye kadar yaptıkları gibi, adliyeyi ve siyaset ve idareyi zâhirî dinsizliğe âlet edip, bize hücumları akîm kaldığı; ve Risâle-i Nur’un fütûhâtına menfaati olan eski plânlarını bırakıp, daha münâfıkane ve şeytanı da hayrette bırakacak bir plân çevirdiklerine dâir buralarda emâreleri göründü. O plânların en mühim bir esâsı has, sebatkâr kardeşlerimizi soğutmak, fütur vermek, mümkün ise Risâle-i Nur’dan vazgeçirmektir. Bu noktada o kadar acîb yalanları ve desîseleri istimâl ediyorlar ki, Isparta ve havâlisi, gül ve nur fabrikasının kahraman şâkirtleri gibi çelik ve demir gibi bir sebat ve sadâkat ve metânet lâzım ki dayanabilsin. Bâzı da dost sûretinde hulûl edip, korkutmak mümkünse, habbeyi kubbe edip evham veriyorlar. "Aman, aman Said’e yanaşmayınız! Hükûmet tâkip ediyor" diye zaifleri vazgeçirmeye çalışıyorlar. Hattâ bâzı genç talebelere, hevesâtlarını tahrik için, bâzı genç kızları musallat ediyorlar. Hattâ Risâle-i Nur erkânlarına karşı da, benim şahsımın kusurâtını, çürüklüğünü gösterip; zâhiren dindar ehl-i bid’adan bâzı şöhretli zâtları gösterip, "Biz de Müslümanız, din yalnız Said’in mesleğine mahsus değil" deyip, bize karşı perde altında cephe alan zındıklara ve anarşîlik hesâbına o safdîl ehl-i diyânet ve hocaları âlet edip, istimâl ediyorlar. Inşaallah bunların bu plânlan da akîm kalacak. Böyle heriflere dersiniz:
"Biz, Risâle-i Nur’un şâkirtleriyiz. Said de, bizim gibi bir şâkirttir. Risâle-i Nur’un menbâı, mâdeni, esâsı da Kur’ân’dır. Yirmi senedir emsâlsiz tetkikat ve tâkibatla beraber, kıymetini ve galebesini en muannid düşmana da ispat etmiştir. Onun tercümanı ve bir hizmetkârı olan Said ne halde olursa olsun, hattâ Said de--el-iyazübillah-Risâle-i Nur’un aleyhine dönse, bizim sadâkatimiz ve alâkamızı inşaallah sarsmayacak" deyip, o kapıyı kaparsınız. Fakat, mümkün olduğu kadar Risâle-i Nur’la meşgul olmak; elinden gelirse yazmak ve mübâlâğalı propagandalara hiç ehemmiyet vermemek ve eskisi gibi tam ihtiyat etmek gerektir.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve duâ ediyoruz.
Said Nursî