İstanbul’da, Komünistler Aleyhindeki Hâdiseyi
Gören Risâle-i Nur Talebelerinin
Mektubundan Bir Parça
Azîz kardeşlerim,
dün Nurun mânevî bir fütûhâtı, bütün azamet ve dehşetiyle Istanbul’da görüldü. Küfr-ü mutlakı dünyaya, husûsan âlem-i Islâma yerleştirmek isteyen bir cemiyet ve onun nâşir-i efkârı ve mürevvic-i âmâli olan bir iki gazete matbaası ve kütüphânesi darma dağın edilerek; dinsiz yaptık, komünist yaptık zannedilen gençlik ve mekteplilerin ağzıyla ve harekâtıyla ve fiilleriyle protesto edildi. "Kahrolsun komünistlik" diye bedduâ edildi. Bu cemiyetin, binler lira maddî, milyonlar lira da mânevî zararı oldu.
Ey Nurcular! Şimdi maddî imkân hâsıl olmuyor diye üzülmeyiniz; Nurun fütûhâtı geniş bir sahada devam ediyor. Küllî bir muvaffakıyet hâsıl oluyor. "Hâza min fazli Rabbî".
Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Birkaç aydan beri aleyhime çevrilen desîseleri, meydana çıktı. Hıfz-ı Ilâhî ile o musîbet, yirmiden bire indi. Hâlî zamanda camie gidiyordum. Haberim olmadan, talebeler beni üşütmemek için, mahfelde bir kulübecik yapmıştılar. Ben de dört beş gündür kendi kendime karar verdim, daha gitmeyeceğim. O mâlûm zâbit adam vâsıta olup; kulübeciği kaldırdılar. Bana da resmen tebliğ ettiler ki: "Daha camie gitmeyeceksin." Fakat, habbeyi kubbe yapıp bir heyecan verdiler. Hiçbir ehemmiyeti yok, hiç de merak etmeyiniz. Tahminimce, her tarafta haddimden pek fazla teveccüh-ü âmmeyi kırmak için, bana böyle bâzı bahanelerle ihânet ediyorlar. Eski zamanımı düşünüp; güyâ tahammül etmeyeceğim. Halbuki-Risâle-i Nur’un selâmet ve intişârına halel gelmemek şartıyla-hergün bin ihânet ve tâzibler de gelse, Allah’a şükrederim. Ben ehemmiyet vermediğim gibi, buradaki talebeler de hiç sarsılmıyorlar. Çoktan beri beklediğimiz bu hâdise de inâyet-i Ilâhiye ile hafif geçti. Umum kardeşlerime birer birer selâm ve duâ ediyoruz.
Said Nursî
Hamd ve minnet Allah’a mahsustur.