Tarihçe-i Hayat Altıncı Kısım: Emirdağ Hayatı

-1- çok katî bir hakîkati ders veriyor; o dersi dâimâ hatıra getir. Hem, feleğin çarkını çeviren kanun-u Ilâhî, senin hatırın için-o pek geniş kanun-u kaderî-değiştirilmez.
5. -2- kudsî düsturunu kendine rehbet et. Hevesli akılsız çocuklar gibi muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinden koşma. Düşün ki, fânî zevkler sana mânevî elemler, teessüfler bırakıyor; sıkıntılar, elemler ise, bilâkis mânevî lezzetler ve uhrevî sevaplar veriyor. Sen dîvâne olmazsan, muvakkat lezzeti yalnız şükür için arayabilirsin. Zâten lezzetler şükür için verilmiş...
Said Nursî


Azîz, muhterem kardeşim,
Evvelâ zâtınızın bir risâle kadar câmi’ ve uzun ve müdekkikane hararetli mektubunuzu kemâl-i merakla okudum. Peşin olarak size bunu beyan ediyorum ki: Risâle-i Nur’un üstadı ve Risâle-i Nur’a Celcelûtiye Kasîdesi’nde rumuzlu işârâtıyla pekçok alâkadarlık gösteren ve benim hakaik-ı îmâniyede hususî üstadım, Imâm-ı Ali’dir (r.a.). Ve -3- âyetinin nassıyla, Âl-i Beytin muhabbeti, Risâle-i Nur’da ve mesleğimizde bir esastır. Ve Vehhâbîlik damarı, hiçbir cihette Nurun hakîki şâkirtlerinde olmamak lâzım geliyor. Fakat, mâdem bu zamanda zındıka ve ehl-i dalâlet ihtilâftan istifade edip, ehl-i îmânı şaşırtıp ve şeâiri bozarak Kur’ân ve îman aleyhinde kuvvetli cereyanları var; elbette bu müthiş düşmana karşı cüz’î teferruâta dâir medâr-ı ihtilâf münâkaşaların kapısını açmamak gerektir.
Hem, "Ölmüş insanları zemmetmeye hiç lüzum yok. Onlar dâr-ı âhirete, mahall-i cezâya gitmişler. Lüzûmsuz, zararlı, onların kusurlarını beyân etmek,

1 Belki hoşlanmadığınız şey hakkınızda hayırlıdır. (Bakara Sûresi: 216.)

2 Kadere iman eden, kederden emîn olur.

3 De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim ancak akrabaya sevgi ve Ehl-i Beytime muhabbettir. (Şûrâ Sûresi: 23.)