İşte yetmiş beş sene devam eden bu düstur-u hayatım varken, Risâle-i Nur’un fevkalâde kıymetini kırmak fikriyle, şeytanların bile hatır ve hayaline gelmeyen bir iftirâ, resmî makamı işgal eden bir adam yaptı. Ve demiş:
"Gecede tablalarla baklavalar, fâhişe ve nâmussuzlar yanına gidiyorlar."
Halbuki benim kapım gecede dışarıdan ve içeriden kilitli. Hem, sabaha kadar bir bekçi o bedbahtın emriyle kapımı bekliyordu. Hem, buradaki komşular ve bütün dostlar bilirler ki; ben, işâ namazından sonra, tâ sabaha kadar hiç kimseyi yanıma kabul etmemişim.
Işte böyle bir iftiraya, bir sefih, ahmak insan eşek olsa, sonra şeytan olsa, buna ihtimal vermez. O adam anladı, o gibi plânlardan vazgeçti, buradan başka yere cehennem olup gitti. Onun resmiyet cihetiyle beni değil, belki Nurcuları lekedar etmek için kurduğu plânı ile, bu yeni hâdiseyi vesîle edip şâkirtlere leke sünnek istenildi. Fakat hıfz ve himâyet ve inâyet-i Ilâhiye, o plânı da hârika bir tarzda akîm bıraktı. Bu beyânla ben nefsimi tebrie etmiyorum, belki "Kudsî hizmet-i îmâniye, o nefsi bütün hevesâtından vazgeçirmiş ve o hizmetteki mânevî zevk ona kâfi geliyor" demek istiyorum ve Nurcuların ihtiyat ve dikkate ihtiyaçlarını beyân ediyorum.
Sâniyen : Makine işinde tecrübeli ve muktedir husûsi kâtibi size gönderiyorum. Kendim zahmetle yazdığımdan, bundan sonra kısaca yazacağım, gücenmeyiniz.
Râbian: Bu dakikada Kastamonu Hüsrev’ i Mehmed Feyzi’ nin tebrik ve Nur fütûhâtının müjdelerini hâvî parlak, güzel mektubunu aldım; ve o kıymetli kardeşimiz başta olarak Hilmi, Emin, Beşkardeşlere, Zehrâlar, Lütfiyeler, Ulviyeler gibi Nurcu hemşirelerimizin hem leyali-i aşerelerini, hem bayramlarını rûh u canımızla tebrik ediyoruz. Hem Hulûsinin, hem Feyzi’nin mektuplarını leffen gönderiyoruz.
Said Nursî
Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Evvelâ: Umum Nurcuların mübârek bayramlarını ve haccü’l-ekberde bulunan Nur Şâkirtleriyle ve hacdaki Nur taraftarlarının bayramlarını tebrik içinde ve çok zamandan beri esâret altında kalmış ve istiklâliyetini kaybetmiş Hindistan, Arabistan gibi âlem-i Islâmın büyük memleketleri birer devlet-i İslâmiye şeklinde