Tarihçe-i Hayat Beşinci Kısım: Denizli Hayatı

BEDIÜZZAMAN SAID NURSÎ’NIN DENIZLI
MAHKEMESINDE YAPTIĞI MÜDAFAADAN
BAZI KISIMLAR


Evet, biz bir cemiyetiz ve öyle bir cemiyetimiz var ki, her asırda, üç yüz elli milyon dahil mensupları var. Ve hergün beş defa, namazla, o mukaddes cemiyetin prensiplerine kemal-i hürmetle alakalarını ve hizmetlerini gösteriyorlar ve kudsî programıyla birbirinin yardımına dualarıyla ve manevî kazançlarıyla koşuyorlar. Işte, biz bu mukaddes ve muazzam cemiyetin efradındanız; ve husûsi vazifemiz de, Kur’an’ın îmanî hakîkatlerini tahkîkî bir sûrette ehl-i îmana bildirip, onları ve kendimizi îdam-ı ebedîden ve daimî ve berzahî haps-i münferidden kurtarmaktır. Sair dünyevî ve siyasî ve entrikalı cemiyet ve komitelerle ve bizim medar-ı ittihamımız olan "cemiyetçilik" gibi asılsız ve manasız gizli cemiyetle hiçbir münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz.
...........
Dünyaya kanşmak arzusu bizde bulunsaydı, böyle sinek vızıltısı gibi değil, top güllesi gibi ses ve patlak verecekti. Dîvan-ı Harb-i Örfìde ve Mustafa Kemal’in hiddetine karşı dîvan-ı riyasette şiddetli ve dokunaklı müdafaa eden bir adam, on sekiz sene zarfında kimseye sezdirmeden dünya entrikalarını çeviriyor diye onu ittiham eden, elbette bir garazla eder.
Bu meselede, benim şahsımın veya bazı kardeşlerimin kusuruyla Risale-i Nur’a hücum edilmez. O, doğrudan doğruya Kur’an’a bağlanmış; ve Kur’an dahi Arş-ı Azam ile bağlıdır. Kimin haddi var, elini oraya uzatsın, o kuvvetli ipleri çözsün.
Hem, bu memlekete maddî ve manevî bereketi ve fevkalade hizmeti, otuz üç ayat-ı Kur’aniyenin işaratı ile ve Imam-ı Ali Radiyallahü Anhın üç keramat-ı gaybiyesiyle ve Gavs-ı Azamın katî ihbarıyla tahakkuk etmiş olan Risale-i Nur, bizim adi ve şahsî kusurumuzla mes’ul olmaz ve olamaz ve olmamalı! Yoksa bu memlekete hem maddî, hem manevî telafi edilmeyecek derecede zarar olacak
HAŞIYE Bazı zındıkların şeytanetiyle Risale-i Nur’a karşı çevrilen planlar ve hücumlar, inşaallah,

HAŞİYE
Bu istida, Kastamonu zelzelesinden yirmi gün evvel yazılmıştı. Risale-i Nur bereketiyle, her vilayetten ziyade afattan mahfuz kalmıştı. Şimdi, afat başladı ve davamızı tasdik etti.

Ancak mü’minler kardeştir. (Hucurat Suresi:10.)