saat derecesinde ibadet yapmakla bine iblağ ettiğinden, Risale-i Nur’dan tam ders alan ve dünyanın fanî ve ticaretgah olduğunu bilen ve herşeyi, îmanı ve ahireti için feda eden ve bu dershane-i Yûsufiyedeki muvakkat sıkıntılar, daimî lezzetler ve faideler vereceklerine inanan sizin gibi ihlaslı zatlara acımak ve rikkatten ağlamak haletini, tebrik ve sebatınızı gayet istihsan ve takdir etmek haletine çevirdi. Ben de
-1- dedim. Bana ait bu faideler gibi hem uhuvvetimizin, hem Risale-i Nur’un hem Ramazanımızın, hem sizin, bu yüzde öyle faideleri var ki, perde açılsa, "Ya Rabbena! Şükür; bu kaza ve kader-i Ilahî, hakkımızda bir inayettir" dedirtecek, kanaatım var.
Hadiseye sebebiyet verenlere itab etmeyiniz. Bu musîbetin geniş ve dehşetli planı çoktan kurulmuştu. Fakat, manen pekçok hafif geldi; inşaallah çabuk geçer.
-2- sırrıyla, meyus olmayınız.
Said Nursî
-3-
Azîz kardeşlerim,
Yakınınızda bulunmakla çok bahtiyarım. Sizin hayalinizle ara sıra konuşurum, mütesellî olurum. Biliniz ki, mümkün olsaydı bütün sıkıntılarınızı kemal-i iftihar ve sevinçle çekerdim. Ben sizin yüzünüzden, Isparta’yı ve havalisini, taşıyla, toprağıyla seviyorum. Hatta, diyorum ve resmen de diyeceğim: Isparta hükûmeti bana ceza verse, başka vilayet beni beraet ettirse, yine burayı tercih ederim.
Evet, ben üç cihetle Ispartalıyım: Gerçi tarihçe ispat edemiyorum, fakat kanaatim var ki, Isparit nahiyesinde dünyaya gelen Said’in aslı buradan gitmiş. Hem, Isparta vilayeti öyle hakîki kardeşleri bana vermiş ki, değil Abdülmecid ve Abdurrahman, belki Said’i onların herbisine maalmemnuniye feda eylerim.
Tahmin ederim, şimdi küre-i arzda, Risale-i Nur şakirtlerinden, kalben ve ruhen ve fikren daha az sıkıntı çeken yoktur. Çünkü, kalb ve ruh ve akılları, îman-ı tahkîkî nurlarıyla sıkıntı çekmezler. Maddî zahmetler ise, Risale-i Nur dersiyle hem geçici, hem sevaplı, hem ehemmiyetsiz, hem hizmet-i îmaniyenin başka bir
1 İnkarcılık ve sapıklık dışında her hal üzere Allah’a hamd olsun. (Hadîs: Feyzü’l-Kadîr,1:368, hadis no: 662.)
2 Bazan da sevmediğiniz şey hakkınızda hayırlı olabilir. (Bakara Sûresi: 216.)
3 Allah’ın adıyla. Onu her türlü kusur ve noksandan tenzih ederiz. · Hiçbir şey yoktur ki, Onu övüp, Onu tesbih etmesin. (İsra Sûresi: 44.)