-1-
Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Geçen Leyle-i Kadrinizi ve gelen bayramınızı bütün mevcudiyetimle tebrik ve sizleri Cenab-ı Erhamürrahimînin birliğine ve rahmetine emanet ediyorum.
-2- sırrıyla, sizi tesellîye muhtaç görmemek ile beraber, derim ki:
-3- ayetinin mana-i işarîsiyle verdiği tesellîyi tamamıyla gördüm. Şöyle ki:
Dünyayı unutmak, Ramazanımızı asûde geçirmek düşünürken, hatıra gelmeyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hadise, hem benim, hem Risale-i Nur’un, hem sizin, hem Ramazanımız, hem uhuvvetimiz için ayn-ı inayet olduğunu ben müşahede ettim. Bana ait cihetinin ise, çok faidelerinden yalnız ikiüçünü beyan ederim.
Birincisi: Ramazan’da, çok şiddetli bir heyecan, bir ciddiyet, bir iltica, bir niyaz ile müthiş hastalığa galebe ederek çalıştırdı.
Ikincisi: Herbirinize karşı, bu sene de görüşmek ve yakınınızda bulunmak arzusu şiddetli idi. Yalnız birinizi görmek ve Isparta’ya gelmek için bu çektiğim zahmeti kabul ederdim.
Üçüncüsü: Hem Kastamonu’da, hem yolda, hem burada, fevkalade bir tarzda, bütün elîm haletler birden değişiyor ve me’mûlün ve arzumun hilafına olarak bir inayet görünüyor,
-4- dediriyor. En ziyade beni düşündüren, Risale-i Nur’u en gafıl ve dünyaca büyük makamlarda bulunanlara da kemal-i dikkatle okutturuyor, başka bir sahada fütûhata meydan açıyor. Ve en ziyade rikkatime dokunan ve kendi elemimden başka herbirinizin sıkıntısından başıma toplanan bütün elemlere ve teessüflere karşı, Ramazan’da bir saati yüz saat hükmüne getiren o şehr-i mübarekte, bu musîbet dahi, o yüz sevabı, herbir saati on
1 Allah’ın adıyla. Onu her türlü kusur ve noksandan tenzih ederiz. · Hiçbir şey yoktur ki, Onu övüp, Onu tesbih etmesin. (İsra Suresi: 44.)
2 Kim kadere îman ederse, kederden emin olur.
3 Rabbinin hükmü gelinceye kadar sabret. Muhakkak ki sen bizim himayemiz altındasın. Kalktığında Rabbini hamd ile tesbih et. (Tûr Sûresi: 49.)
4 Hayır, Allah’ın seçtiğindedir.