Tarihçe-i Hayat Beşinci Kısım: Denizli Hayatı

hak, hak ve adalet yolunda yalnız orayı vursa, otuz zayiata mukabil yalnız biri kazanır, mağlûp vaziyetinde kalır. Eğer mukabele-i bilmisil kaide-i zalimanesiyle, o ehl-i hak dahi, bir-ikinin hatasıyla yirmi-otuz bîçareleri ezseler, o vakit, hak namına dehşetli bir haksızlık ederler.
Işte, Kur’an’ın emriyle, gayet şiddetle ve nefretle siyasetten ve idareye karışmaktan kaçındığımızın hakîki hikmeti ve sebebi budur. Yoksa bizde öyle bir hak kuvveti var ki, hakkımızı tam ve mükemmel müdafaa edebilirdik. Hem madem herşey geçici ve fanîdir ve ölüm ölmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor ve zahmet ise rahmete kalboluyor; elbette biz, sabır ve şükürle tevekkül edip sükût ederiz. Zarar ile, icbar ile sükûtumuzu bozdurmak ise, insafa, adalete, gayret-i vataniyeye ve hamiyet-i milliyeye bütün bütün zıttır, muhaliftir.
Hulasa - i kelam : Ehl-i hükûmetin ve ehl-i siyasetin ve ehl-i idarenin ve inzibatın ve adliye ve zabıtanın bizimle uğraşacak hiçbir işleri yoktur. Olsa olsa, dünyada hiçbir hükûmetin müdafaa edemediği ve aklı başında hiçbir insanın hoşlanmadığı küfr-ü mutlak ve dehşetli bir taun-u beşerî ve maddiyunluktan gelen zındıkanın taassubuyla, bir kısım gizli zındıklar, şeytanetiyle bazı resmî memurları aldatarak evhamlandırıp, aleyhimize sevk etmek var. Biz de deriz: Değil böyle birkaç vehhamı, belki dünyayı aleyhimize sevk etseler; Kur’an’ın kuvvetiyle, Allah’ın inayetiyle kaçmayız, o irtidatkar küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silah etmeyiz.
Said Nursî


Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Sizin sebat ve metanetiniz, masonların ve münafıkların bütün planlarını akîm bırakıyor. Evet kardeşlerim, saklamaya lüzum yok; o zındıklar, Risale-i Nur’u ve şakirtlerini, tarîkate ve bilhassa Nakşî tarîkatine kıyas edip, o ehl-i tarîkati mağlûp ettikleri planlar ile, bizleri çürütmek ve dağıtmak fikriyle bu hücumu yaptılar.
Evvela, ürkütmek ve korkutmak ve o mesleğin sû-i istimalatını göstermek; ve saniyen, o mesleğin erkanlarının ve müntesibinin kusuratlarını teşhir etmek; ve salisen, maddiyyun felsefesinin ve medeniyetinin cazibedar sefahet ve uyutucu, lezzetli zehirleriyle ifsad etmekle mabeynlerinde tesanüdü kırmak ve üstadlarını ihanetlerle çürütmek ve mesleklerini fennin, felsefenin bazı düsturlarıyla nazarlarından sukut ettirmektir ki; Nakşîlere ve ehl-i tarîkate karşı istimal ettikleri aynı silah ile bizlere hücum ettiler. Fakat aldandılar. Çünkü, Risale-i Nur’un meslek-i