namazlarını kılmaları, lisan-ı hal ve fiil diliyle öyle bir ders ve irşaddır ki, bu sıkıntı ve zahmeti hiçe indirir, belki sevdirir. Ve şakirtler, ef’alleriyle bu dersi verdikleri gibi, kalblerindeki kuvvetli tahkîkî îmanlarıyla dahi buradaki ehl-i îmanı ehl-i dalaletin evham ve şübehatından kurtarmalarına medar çelikten bir kal’a hükmüne geçeceğini, rahmet ve inayet-i Ilahiyeden ümid ediyoruz.
Buradaki ehl-i dünyanın, bizi konuşmaktan ve temastan menleri, zarar vermiyor. Lisan-ı hal, lisan-ı kalden daha kuvvetli ve tesirli konuşuyor. Madem hapse girmek terbiye içindir; milleti seviyorlarsa, mahpusları Risale-i Nur şakirtleriyle görüştürsünler; ta bir ayda, belki bir günde, bir seneden ziyade terbiye alsınlar, hem millete ve vatana, hem kendi istikballerine ve ahiretine menfaatli birer insan olsunlar. Gençlik Rehberi bulunsa idi çok faidesi olurdu. Inşaallah, bir zaman girer.
Said Nursî
Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Bugün, büyük ve merhum kardeşim Molla Abdulah ile Ziyaeddin hakkındaki malûmunuz muhavereyi tahattur ettim. Sonra sizi düşündüm. Kalben dedim:
"Eğer perde-i gayb açılsa, bu sebatsız zamanda böyle sebat gösteren ve bu yakıcı, ateşli hallerden sarsılmayan bu samîmi dindarlar ve ciddî Müslümanlar, eğer herbiri bir velî, hatta bir kutub görünse, benim nazanmda, şimdi verdiğim ehemmiyeti ve alakayı pek az ziyadeleştirecek. Ve eğer birer amî ve adî görünse, şimdi verdiğim kıymeti hiç noksan etmeyecek" diye karar verdim. Çünkü, böyle pek ağır şerait altında îman kurtarmak hizmeti, herşeyin fevkındedir. Şahsî makamlar ve hüsn-ü zanların ilave ettikleri meziyetler, böyle dağdağalı, sarsıntılı hallerde hüsn-ü zanlarını kırmakla, muhabbetleri azalır. Ve meziyet sahibi dahi onların nazarlarında mevküni muhafaza etmek için tasannua ve tekellüfe ve sıkıntılı vakara mecburiyet hisseder. Işte, hadsiz şükür olsun ki, bizler böyle soğuk tekellüflere muhtaç olmuyoruz.
Said Nursî
Kardeşlerim, gerçi bu vaziyet, hem muvafıka ve bir kısım memurlara, Risale-i Nur’a karşı bir çekinmek, bir ürkmek vermiş; fakat, bütün muhaliflerde ve dindarlarda vé alakadar memurlarda bir dikkat, bir iştiyak uyandırıyor. Merak etmeyiniz. O Nurlar parlayacaklar!
Said Nursî