Tarihçe-i Hayat Birinci Kısım: İlk Hayatı

mahsusla toplayamazlar. Toplasalar da, o vücudun miktar-ı muayyenesinde durduramazlar. Durdursalar da, daima tazelenmekte olan ve o vücuda gelip çalışan zerratı, muntazaman çalıştıramazlar. Öyle ise, bilbedahe, esbab bu eşyaya sahip çıkamazlar. Demek Sahib-i Hakîkileri başkadır.
Evet, öyle bir Sahib-i Hakîkileri var ki, -1- ayetinin sırrıyla, bütün zeminin yüzündeki zîhayatı, bir sineğin ihyası kadar kolay yapar. Bir baharı, birtek çiçek kolaylığında îcad eder; çünkü, toplamaya muhtaç değil. Emr-i -2-’e malik olduğundan; ve her baharda hadsiz mevcudat-ı bahariyenin madde-i unsuriyesinden başka hadsiz sıfat ve ahval ve eşkallerini hiçten îcad ettiğinden; ve ilminde herşeyin planı, modeli, fihristesi ve programı taayyün ettiğinden; ve bütün zerrat Onun ilim ve kudreti dairesinde hareket ettiklerinden, kibrit çakar gibi, herşeyi nihayet kolaylıkla îcad eder. Ve hiçbir şey, zerre miktar hareketini şaşırmaz. Seyyarat mutî bir ordusu olduğu gibi, zerrat dahi muntazam bir ordusu hükmüne geçer. Madem o Kudret-i Ezeliyeye istinaden hareket ediyorlar ve o İlm-i Ezelînin düsturuyla çalışıyorlar; işte o eserler, o kudrete göre vücuda gelir. Yoksa, o küçük, ehemmiyetsiz şahsiyetlerine bakmakla, o eserler küçülmez. O kudrete intisap kuvvetiyle bir sinek, bir Nemrud’u gebertir; karınca, Firavun’un sarayını harap eder. Zerre gibi küçük çam tohumu, dağ gibi koca bir çam ağacının yükünü omuzunda taşıyor. Bu hakîkati çok risalelerde ispat ettiğimiz gibi, nasıl ki bir nefer, askerlik vesikasıyla padişaha intisap noktasında, yüz bin defa kendi kuvvetinden fazla, bir şahı esir etmek gibi eserlere mazhar olur; öyle de, herşey, o Kudret-i Ezeliyeye intisabıyla, yüz bin defa esbab-ı tabiiyenin fevkınde mu’cizat-ı sanata mazhar olabilir.
Elhasıl, herşeyin nihayet derecede hem sanatlı, hem suhûletli vücudu gösteriyor ki, muhît bir ilim sahibi olan bir Kadîr-i Ezelînin eseridir. Yoksa, yüz bin muhal içinde, değil vücuda gelmek, belki imkan dairesinden çıkıp imtina dairesine girecek ve mümkün sûretinden çıkıp mümtenî mahiyetine girecek ve hiçbir şey vücuda gelmeyecek, belki de vücuda gelmesi muhal olacaktır.
İşte bu gayet ince ve gayet kuvvetli ve gayet derin ve gayet zahir bir bürhan ile şeytanın muvakkat bir şakirdi ve ehl-i dalaletin ve ehl-i felsefenin bir vekili olan nefsim sustu. Ve, lillahilhamd, tam îmana geldi. Ve dedi ki:

1 Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, ancak tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 28.)

2 "OI!" der; oluverir. (Yasin Sûresi: 82.)